Para dergisi - İSTANBUL'U HIP OTELLER BASACAK

Para dergisi 27 temmuz Pazar 2008

İSTANBUL'U HIP OTELLER BASACAK Kişiye özel hizmet sunan HlP oteller giderek yaygınlaşıyor. 2010'a kadar HlP otel sayısının 20'ye ulaşacağı tahmin ediliyor...

• İstanbul'u HIP oteller basacak Kişiye özel hizmet sunan HIP oteller giderek yaygınlaşıyor. Lush ve Sofa'nın yatırımcıları yeni proje peşinde koşarken, 201ö'a kadar Talimhane, Sultanahmet ve Eminönü'ndeki HIP otel sayısının 20'ye ulaşacağı tahmin ediliyor... MELİS TOSYALI POSTMODERN bir çağda yaşıyoruz. Gün oluyor arabesk müziğin kralları en önemli pop starlarla düet yapıyor, gün oluyor evlerimizin bir duvarını yeşil, diğerini pembeye boyuyoruz... Müzikten teknolojiye, tasarımdan tekstile hakim olan bu anlayış, son yıllarda turizm sektöründe de kendini göstermeye başladı. Artık otel sahipleri yüzlerce odaya sahip dev tesisler yerine kişiye özel hizmet veren butik oteller kurma yansında. Bu yarışın son meyvesi ise HIP oteller oldu. Açılımı "highly individual places", namı diğer kişiye özel mekanlar olan bu konsept otellerde, misafirlere ev konforunda ve sürprizlerle dolu kişiye özel deneyimler yaşatılıyor. "Daha butik otele ahşamadan bu HIP konsepti de nereden çıktı" diyebilirsiniz. Hemen belirtelim, ülkemizde son beş yıldır adını duyduğumuz bu kavram, tüm dünya turizmini son 15 yıldır etkisi altına almış durumda. Geleneksel otel kavramının standart tekdüzeliğine heyecan katan bu şık alternatifler, hem seyahat eden işadamlarının hem de tatil yapan turistlerin tercihi olmaya başladı. Öncülüğünü Amerika ve ingiltere'nin yaptığı turizmin bu son trendinin en yeni durağı ise Akdeniz ülkeleri, italya'dan Yunanistan'a, oradan da ülkemize sıçrayan trende uyan otel sayısı henüz 10 civarında. Başta Nişantaşı Sofa ve Sıraselviler'deki Lush olmak üzere. Serdar Bilgili'nin W oteli, Sultanahmet Cezaevi iken otele dönüştürülen Four Seasons ve Ahu Aysal'ın sahibi olduğu Kuruçeşme'deki Leş Ottomans, bu trendin öncüleri arasında anılıyor... BU OTELLERİN RUHU VAR HIP konseptinin geleneksel hizmet veren otellerden farkı oldukça açık. Burada işletmenin büyüklüğü değil özgünlüğü önem kazanıyor. Mimarisinden tasarımı

• na, iç dekorasyonundan hizmet üstünlüğüne ve mutfağına, hatta bulunduğu bölgeye kadar her şey bir otelin HIP kategorisine taşınması için gerekli kriterler. Öte yandan, HIP konseptinin "5 yıldız" ya da "delüks" gibi somut kriterlere sahip olmadığını da ekleyelim. Turizm yetkilileri ve HIP otel işletmecilerinin hemfikir oldukları tek kriter, bu mekanların birer ruha sahip olmaları gerektiği. Diğer bir ifadeyle odadaki bir vazodan lobideki oturma grubuna ve otellerde sergilenen etkinliklere kadar her detayın bu ruhla paralel olması gerekiyor. Butik otellerden farklarına gelince... HİP'lerin de çoğu butik oteller gibi az sayıda odaya sahip ve kişiye özel hizmet sunuyorlar. Ancak hizmet kaliteleri, teknolojik altyapıları ve konuklara sundukları deneyimlerle onlardan da ayrışıyorlar. Üstelik konuklara yaşattıkları deneyimler de butik konseptten oldukça farklı. Örneğin, HIP otelde konukların karşısına kahvaltıda bazen dansöz çıkıyor ya da otelin bir odasında canlı tiyatro gösterimi sunuluyor... BÜTÇENİN ASLAN PAYI TASARIMA HIP otel konseptinin konuklar kadar yatırımcılar tarafından da tercih edilmeye başladığını söylemek mümkün. Çünkü yılın 365 günü tercih edilen bu otellerde doluluk oranı çoğu zaman yüzde 80'lere ulaşıyor. Ancak HIP otel yatırımının geleneksel otellere kıyasla biraz daha yüksek olduğunu belirtelim. Yatırımdaki en büyük payı ise kuşkusuz tasarım oluşturuyor. Hem dış mimarisi hem de iç tasarım ve dekorasyonu dünyaca ünlü mimarlar tarafından hazırlanan bu otellerde, odalardan lobilere ve dinlenme salonuna kadar tüm detaylar ince ince düşünülüyor; konuklara farklı deneyim yaşatılması amacıyla hiçbir harcamadan kaçınılmıyor. Son eklenenlerle birlikte oda sayısını 35'e yükselten Lush'ın Genel Müdürü Ümit Boz, bu sıra dışı otel için 3 milyon dolar yatırım yapıldığını belirtiyor. Böyle bir hizmetin 500 odalı büyük tesislerde uygulanamayacağını açıklayan Boz. HIP konseptindeki bir otelin müşteriye özel hizmet sunabilmesi için az sayıda odadan oluşması gerektiğini vurguluyor. Lush'ın her odasında farklı bir mimari tasarım ve dekorasyon bulunduğunu belirten Boz, burada yer alan birçok objenin mimar Elif Özdemir ve Fahrettin Aykut tarafından antikacıların merkezi Çukurcuma'dan toplandığını da sözlerine ekliyor. Lush'ın konuklan, iç tasarım ve dekorasyon olarak birbirine hiç benzemeyen bu odalardan hangisinde konaklamak isteyeceklerine internetten daha önceden karar verme şansına sahip. Kuşkusuz otellerin yatırım bütçesindeki tek kalem tasarım değil, işletmeci ruhu da bir otelin HIP olmasında belirleyici. Ümit

• Boz, kişiye özel hizmet sunabilmek için geleneksel otellerin neredeyse iki katı personel istihdam edildiğini belirtiyor. Kişi başına neredeyse 2 personel düştüğünü belirten Boz, bu nedenle konaklama fiyatlarının geleneksel otellerden biraz daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Yeri gelmişken belirtelim. Avrupa'da bu konseptteki otellerde konaklamanın maliyeti oldukça yüksek. Mesela Yunanistan ve italya'da HIP otellerde konaklamanın kişi başı fiyatı 500 ile bin 500 euro arasında değişiyor. Türkiye'de bu rakamlar biraz daha düşse de, yine de geleneksel otel yerine HIP konseptini tercih eden konukların biraz daha yüksek bütçeleri gözden çıkarmaları gerekiyor. Mesela Lush ve Sofa'da fiyatlar ortalama 160 euro'dan başlayıp 300 euro'ya kadar çıkıyor. Otellerin en özel odalarında konaklamanın fiyatı ise ortalama 600 euro'ya ulaşıyor. Ancak Lushtaki doluluk oranları, bu konseptteki otellere ilginin gün geçtikçe atacağının kanıtı. Ümit Boz, en sıkıntılı dönemlerde bile yüzde 80 doluluk oranı yakaladıklarını, konukların da en az yüzde 30'unun yerli olduğunu söylüyor. "HIP OTEL SAYISI 20'YE ULAŞIR" Lush'a ilginin yüksek olması, otelin sahibi Timur Özdemir'i aynı konseptte yeni yatırım arayışlarına yöneltmiş. Ümit Boz, önümüzdeki dönem yine istanbul'da iki yeni projeye başlanacağını açıklıyor. Bu projelerden biri, Karaköy'deki eski Sümerbank fabrikasını HIP otele çevirmek... Boz, birçok yatırımcının daha Talimhane, Sultanahmet ve Eminönü'ndeki tarihi binaları HIP otele dönüştürmek için kolları sıvadığını söylüyor, istanbul'un kültür başkenti olacağı 2010 yılına kadar istanbul'daki HIP otel sayısının 20'ye ulaşacağı düşünülüyor. HIP konseptinin istanbul'daki diğer bir örneği The Sofa da hızla büyüyen markalar arasında yer alıyor. Ali Güreli. Ali Sözmen ve Erden Bilginer'e ait bu projenin mimari tasarımı ise Sinan Kafadar imzasını taşıyor. Erden Bilginer, Nişantaşı'ndaki bu sıra dışı projede, "Dünyada sadece bir istanbul, istanbul'da da sadece bir Nişantaşı var" fikrinden yola çıktıklarını belirtiyor. The Sofa'yı farklı kılan özelliklerin başında, Nişantaşı evlerine benzeyen oda büyüklükleri ve tasarım tarzı geliyor. Bu oteldeki tüm odaların dekorasyonu. Nişantaşı'nda bir arkadaşın evinde konaklıyor hissinin yaşanması amacıyla tasarlanmış. Toplam 82 odanın bulunduğu otelde bütün odalar, konukların günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla en yeni teknolojik olanaklarla donatılmış. Oda fiyatları ise 200-700 dolar arasında değişiyor. Lush Dünyanın en HIP otelleri Hgte[Ganseygort NewYorkC Sanderson Lonc The Hotel at Mandalay Bay Las Veg Hotel St. Paul Monfcn Claris Hotel Barselg Clift Hotel San Francis The Setai Mia Palazzo Versace Avustral Morrison Hotel Dub Sezz Hotel Pa Kaynak: Turizm sitesi TripAdvisor

• Bilginer, 7.5 milyon dolara mal olan The Sofa markasının daha da büyüyeceğini açıklıyor, istanbul'daki yeni Sofa için seçilen adresse Anadolu yakası. Bilginer, ardından yurtdışına açılmayı planladıklarını söylüyor. Yurtdışı tercihinde ise Türk vatandaşlarının yoğunlukla bulunduğu Almanya, isviçre ve italya başı çekiyor. BUNLAR DA TATiL HIPLERİ HIP konseptini turistik bölgelere yansıtan örneklerin başında ise The Marmara Antalya var. 12 milyon dolara mal olan otelin iki binasından biri dönüyor. Böylece binada kalan konuklar akşam doğu yakasına bakarak uyurken, sabah kalktıklarında batı yakasını görme şansına sahip. Ancak oteli diğerlerinden ayıran farklar bununla sınırlı değil. Fransız mimar Christian Allart tarafından dekore edilen otelin lobisi de oldukça ilginç. Zaten yetkililer tarafından ortak yaşam alanı olarak adlandırılan mekanda; restoran, bar, kütüphane, internet, bilardo, keyif sedirleri ve salıncaklar bir arada duruyor. Oda tasarımları da konukların kendilerini bir otel odasından çok bir başka alemde hissetmelerim sağlayacak şekilde tasarlanmış. Büyük binada bazı duvarların boyasız bırakıldığı göze çarpıyor. Dönen binada ise küvet odanın tam ortasında. Böylece konuklar bir yandan banyolarını yaparken, diğer taraftan kendi ekseni etrafında dönen manzaranın keyfini çıkarabiliyor. Bodrum'da bu yıl faaliyete giren La Boutique Alkoçlar içinse 5 milyon YTL yatırım yapılmış. Alkoçlar Grubu Genel Müdürü Ender Alkoçlar, son yıllarda üst gelir grubundan konuklan başta istanbul olmak üzere tüm Türkiye'ye çekmek için farklı konseptte otelciliğe ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Bu tip tesislerde konaklayan l turistin "her şey dahil" sisteminde kalan 20 turiste eşit döviz bıraktığını vurgulayan Alkoçlar'a göre, turizmin ekonomideki payının artması için bu tür konsept otellere ağırlık verilmesi gerekiyor. Mimar Hakan Hacıbeyoğlu'nun imzasını taşıyan otelde 4 ayrı tipte 33 oda bulunuyor. Alkoçlar, tamamen doğal malzemelerle enerjisi yüksek ve huzurlu renklerin olduğu bir ortam yaratıldığını vurguluyor. La Boutique Alkoçlar'da oda sayısının iki katı kadar personel istihdam ediliyor. Bu nedenle maliyetlerin yüksek olduğunu belirten Alkoçlar, konaklama fiyatlarının 250-500 euro arasında değiştiğini açıklıyor.