Sonbaharda Gidilecek Yerler

Yağmurlu günleri beraberinde getiren, yaprakları sarartan, kışın habercisi sonbahar; insanı hüzünlendirdiği kadar, kendine has güzellikler de sunuyor. Ağaçların yeşilden sarıya, sarıdan turuncuya ve hatta kimi zaman kırmızıya büründüğü, göğün çelik grisi renginin göllerin üzerine düştüğü günler muhteşem manzaralar vaat ediyor. İşte sonbaharda en güzel manzaralar vaad eden bazı yerler ...

 

ABANT

Doğanın bütün güzelliklerini içinde barındıran Abant özellikle şehir karmaşasından sıkılıp kaçmak isteyenler için muhteşem bir tatil yöresi.İster aracınızı parkedip hemen faytonla gezmeye başlayın, isterseniz önce yemeğinizi yiyip yürüyüşe geçin. Ya da kitabınızı alıp göl kenarına yerleşin.Bolu Dağı'na çıkarken yol boyunca et ızgara türü lokanta ve restoranlara sıklıkla rastlanıyor.Bunun yanısıra gölün üzerinde mangalda sucuk ve kırmızı şarap oldukça keyifli. Kır kahvelerinde sürekli sıcacık demli çay içebilir ve mis kokulu kahve keyfi de yapabilirsiniz.

 

AĞVA

Bir yaninda Yeşilçay, diğer yaninda Göksu dereleri, yeşilin birçok tonunu içinde barindiran ormanlari ve Karadeniz’e bakan üç kilometrelik kumsaliyla dikkat çeken Ağva, her ne kadar Istanbul’la iç içe olsa da doğalliğindan hálá bir şey kaybetmedi. Ağva’da bisiklet kiralayabilir, farkli bitki türlerini, Karadeniz’e akan çaylari seyrederek koylara ulaşabilirsiniz. Ayrica tekne turlariyla Kilim Koyu ve Gelin Kayasi mutlaka gezilmesi gereken yerler.

 

 

 

ALAÇATI

Alaçatı yazın en popüler mekanlarından biri. Eylülde okulların açılmasından sonra bu güzel Ege kasabası, sakin bir beldeye dönüşüyor. Arnavut kaldırımlı sokaklar, cumbalı taş binalar, yel değirmenleri ve rüzgar güllerinin tadını çıkarmak için eylülden iyi zaman bulunamaz. Tarihi dokusu talana uğramamış bu kasabada Ege yemeklerinin tadını da çıkarabilirsiniz.

 

 

 

 

AMASRA

Karadeniz’e doğru uzanmış yarımada ve adalarıyla Amasra insana eylülde gel dedirtiyor. Günbatımında sahilde yürümek, akşam balık ve salatadan oluşan bir sofraya oturmak için senenin en güzel zamanı. Bir ev pansiyonunda kalınabilir. Bu pansiyonlarda televizyon dahil tüm ev araç ve gereçleri mevcut. İsterseniz mutfağı kullanıp yemeğinizi kendiniz de pişirebilirsiniz. Bir de balık ziyafeti çekmelisiniz. Çok balık restoranı var Amasra’da. Yat ve yelken turizmi için de elverişli olan Amasra’da çeşitli doğa yürüyüşü parkurlarını takip ederek harika manzaralar görebilirsiniz.

 

BOZCAADA

Bozcaada’yı eylülde özel kılan Eylül’deki bağbozumu şenlikleri. Festivalde herkes traktörlere binip işçilerle beraber bağlara giderek üzüm toplamanın inceliklerini öğreniyor. Ada şarapçılarının stantlarında şaraplar tadılıyor. Kalede konserler veriliyor. Ayrıca iki yarışma düzenleniyor. Birinde adanın üzüm güzeli diğerinde en iyi çavuş üzümü seçiliyor. Şenliklerden sonra sahilde bir balıkçı lokantasında balık mönülü, Ege otlu güzel bir akşam yemeği yemek, kıyıdaki barların minderlerine yayılarak ay ışığını seyretmek veya hareketli müzik eşliğinde dans etmek gibi seçenekler de var. Kısacası ada, bir jüri üyemizin söylediği gibi eylülde gerçek bir Egeli ada olur çıkar.

 

GÖKOVA

Muğla ili sınırları içinde yer alan Gökova’yı hep yazın görmeye alıştıysanız, bir de sonbaharda görmenizde fayda var. Hem deniz, hem de ağaçlar renk değiştiriyor, ancak diğer yerlere nazaran sonbahar buraya biraz daha geç geliyor.

 

 

 

 

 

 

 

KAPADOKYA

Eylül ayının insanı çektiği yerlerin başını Kapadokya çekiyor çünkü sonbahara özgü renkler, peri bacaları ile birleşerek harika manzaralar oluşturuyor. Sabah serinliğinde balonla tur atarak başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz bu coğrafyayı kuş bakışı seyretmek, hayattan alınabilecek nadir zevklerden biri. Sadece bu da değil. Kızıl Çukur’da yürüyüş yapmak, güneşin batışını seyretmek, eski bir Rum mahallesi olan Sinasos ya da şimdiki adıyla Mustafapaşa’da bir yemek yiyip, aralarında Asmalı Konak dizisinin çekildiği Old Greek House’un da bulunduğu tarihi taş evleri görmek de bu gezinin güzel anlarından biri olabilir.

 

KARAGÖL

Kaçkarlar’da manzara sarıya dönmeye başladı bile. Doğu Karadeniz silsilesinde bulunan, Türkiye’nin en yüksek dördüncü dağı olan Kaçkarlar, Karadeniz kıyılarından itibaren yükselmeye başlıyor. Görkemli zirveler, şelaleler, berrak göller ve zengin bitki örtüsü ile her tür sonbahar manzarasını burada yakalayabilirsiniz. Sislerin ardında kalan dağlarla karşılaşacaksınız. Kaçkarlar’a, Artvin-Yusufeli ve Rize-Çamlıhemşin’den ulaşabilirsiniz.

 




KAZ DAĞLARI

Tanrıların Dağı olarak bilinen, Çanakkale ve Balıkesir sınırları içinde yer alan Kaz Dağları’nın en alçak yeri Edremit Körfezi’nin kuzey kıyıları, en yüksek yeri de 1774 metrelik Karataş Tepesi. Yani bölgeye gittiğinizde hem deniz, hem de orman manzarası bulacaksınız. Ege’de kışın yaprak döken ağaçların bol olması, sonbaharı rengarenk sevenler için bir avantaj. Tertemiz akan şelalelerin ardında kalan, sarı ve turuncu yapraklarla donanmış ağaçlarla karşılaşmak hoşunuza gidecek. Küçükkuyu, Akçay, Altınoluk ve Güre gibi denize kıyısı olan bölgelerde konaklamanız mümkün.



KAÇKARLAR

Kaçkarlar’da manzara sarıya dönmeye başladı bile. Doğu Karadeniz silsilesinde bulunan, Türkiye’nin en yüksek dördüncü dağı olan Kaçkarlar, Karadeniz kıyılarından itibaren yükselmeye başlıyor. Görkemli zirveler, şelaleler, berrak göller ve zengin bitki örtüsü ile her tür sonbahar manzarasını burada yakalayabilirsiniz. Sislerin ardında kalan dağlarla karşılaşacaksınız. Kaçkarlar’a, Artvin-Yusufeli ve Rize-Çamlıhemşin’den ulaşabilirsiniz.

 




KÜREDAĞLARI

Ağaçlarının yoğunluğu, alanın büyüklüğü, zengin biyolojik çeşitliliği ve bünyesinde barındırdığı yaban hayatının zenginliği ile ön plana çıkan Küre Dağları, Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) belirlediği, Avrupa’nın acil korunması gereken yüz ormanlık alanından biri. Küre Dağları Milli Parkı ise Küre Dağları’nın batısında, Kastamonu ile Bartın arasında kalan 34 bin hektarlık bir bölgeyi kaplıyor. Karstik yapıya sahip arazi bol yağış alıyor. Her an gökkuşaklarıyla karşılaşabilirsiniz. Ağaç çeşidi bol. Karstik yapının neden olduğu sayısız mağara, derin kanyon ve şelaleler de görülmesi gereken güzellikler arasında.


MARDİN

Eylül, Mardin’i keşfe çıkmak için harika bir zaman. Tarihi şehrin dar ve yokuşlu ara sokaklarında gezmek, Süryanilerin meşhur Deyrulzafaran Manastırı’nı görmek, Mardin Çarşısı’nın büyüleyici atmosferinde kaybolmak, Kasımiye Medresesi’nde güneşin batışını seyretmek için eylül en iyi ay. Mardin’e gidenler, Cercis Murat Konağı’nda Mardin mutfağının lezzetlerini de tadabilir. Taş işlemeleriyle süslü avlusu Mezopotamya Ovası’na bakıyor. Mardinli kadınların hazırladığı yemekler arasında mahlep şarabı, kuzu budundan içine badem ve sarımsak doldurularak yapılan dobo ve ekşili erik yahnisini tatmalısınız.


NEMRUT DAĞI

2150 metre yüksekliğindeki Nemrut Dağı, gündoğumu ve günbatımını en güzel seyredebileceğiniz yerlerin başında geliyor. Gündoğumunu yakalayabilmeniz için 1-2 saat önceden yola çıkmanız gerekiyor. Tepeye ulaştığınızda günün ilk ışıklarıyla sarının farklı tonlarını izleme şansı bulabilirsiniz. Vakit günbatımına yaklaştığında ise ışıklar azalıyor, sarılar turuncuya, turuncular ise kırmızıya dönmeye başlıyor. Adıyaman il sınırları içinde yer alan dağda, doğanın sonbaharda hazırladığı güzelliklerin dışında, dünyanın en yüksek açık hava müzesiyle karşılaşacaksınız. Buradaki taş heykeller de tıpkı yapraklar gibi sararan ahşap görünümlere bürünüyorlar.


POLENÖZKÖY

Rotanın ilk durağı olan İstanbul’a bağlı Polonezköy temiz, ferah ve rahatlatıcı havası, doğal güzellikleri ve özellikle kirazıyla tanınır. İstanbul’un yanıbaşındaki Polonya’da çok güzel mekanlar ve yemekler de bulabilirsiniz. Cumhuriyet Köyü Polonezköy’den yaklaşik 10 km. ileride. Kır lokantaları, piknik alanlarıyla insana baharı müjdeliyor. Bu güzergahta ağaçlar içinde çok güzel oteller, "kendin pişir kendin ye" mekanları, yürüyüş yolları, at binmeyi sevenler için çiftlikler, ormanlar yer alıyor. Yolculuğunuz sirasında yeşilin her tonunu görebilir ve kestane, ıhlamur ağaçlarının ön planda olduğu Saklıköy’e doğru ilerleyebilirsiniz. Balık tutmayı sevenler için de uygun bir yer.


SAFRANBOLU

Adını bu bölgede yetişen "safran" bitkisinden alan tarihi evleri ve konakları çoktan safranı geride bıraktı bile. Türkiye'de koruma altında bulunan 40 bin eserden 1200 tanesi, mimari dokusu içindeki evlerin kapı tokmakları da ayrı bir yer tutan Safranbolu'da bulunuyor. Unesco'nun Dünya Mirası listesinde yer alan "Müze Kent" Safranbolu gezi severlerinde ilk tercihleri arasında yer alıyor. Geleneksel Türk toplum yaşantısının tüm özelliklerini yansıtan ve çevresel dokusunu koruyarak günümüze kadar yozlaşmadan gelebilen Safranbolu, Dünya Mirası listesine alınan ve Türkiye'de koruma altındaki 40 bin eserden 1200'üne sahip.


SAPANCA

Yeşilin İnanılmaz güzellikte ki tonları ile Sapanca gölü benzeri bulunmayan bitki dokusu ile konuklarına hem şifa hem de dinlenme olanağı sunuyor.Hafta içi veya haftasonu gezisi için Sapancayı tercih edenler bölgede bulunan restoran ve kluplerde çerkez peyniri,köy yumurtası ve yöresel lezzetlerle donatılmış olan açık büfelerde kahvaltı imkanı bulabiliyor.Bölgede uzak şehirlerden gelenler için konaklama hiznmeti veren iki tesis yer alıyor.Temiz havanın ve doğanın kucağında dinlenmek isteyenler için Sapanca tatilin ilk adresi.




TUZGÖLÜ

Ankara, Konya ve Aksaray’ın kesiştiği noktada yer alan Türkiye’nin en büyük ikinci gölü Tuz Gölü, son yıllarda kuraklık tehdidiyle karşı karşıya. Kanatlarından kurumaya başlıyor. Kirlenme sorunu da cabası. Yine de eylül ayında gezginler için heyecan verici bir adres. Burada bisiklet, yürüyüş hatta offroad turları düzenleniyor. Ankara’dan Şereflikoçhisar’a giden gruplar, Tuz Gölü’nün üzerinde tura çıkıyor. Çünkü bu dönemde gölde hemen hemen su yok gibi. Henüz gücünü kaybetmemiş eylül güneşininaltında parlayan tuz kristallerinin beyazlığı, uçsuz bucaksız bir platoda yüzeye sanki buz tutmuş, pırıl parlayan bir su görüntüsü veriyor.


YEDİGÖLLER

Yedigöller bölgesi Sazlıgöl, İncegöl, Küçükgöl, Deringöl, Büyükgöl ve Seringöl’den oluşuyor. Sonbahar ve kış mevsiminin en güzel yaşandığı yerlerden biri. Birçok profesyonel fotoğrafçının gözbebeği. Ağaçların turuncu ile kızıl arasında dolaşan rengi, göllerin üzerine düştüğünde manzaranın seyrine doyum olmuyor. Sabahın ilk ve akşamın son ışıkları kaçırılmaması gereken saatler. Yedigöller’e ulaşmak için İstanbul-Ankara yolunun Bolu il sınırları içindeki Yeniçağa Kavşağı’nı döndükten sonra karşınıza çıkan yolu takip etmeniz gerekiyor. Orman içi yolculuğunuza, yön tabelaları ile devam edebilirsiniz. Yedigöller Milli Parkı içinde bir dinlenme tesisi var.



YUSUFELİ

Eylülün insanı çağırdığı 10 yeri belirlerken jüri üyelerinin büyük çoğunluğu "Mutlaka Karadeniz olmalı bu listede" dedi çünkü eylül Karadeniz’de havanın açık olduğu güzel bir zaman. Artvin’in Yusufeli ilçesi, Karadeniz’in doğal güzelliklerini görmek isteyenler için harika bir durak. Çoruh Nehri ile Barhal Çayı’nın kesiştiği noktada kurulan ilçe, doğa fotoğrafları çekmek, rafting yapmak isteyenler için ideal. Su seviyesi azaldığından amatör raftingciler eylül ayını tercih ediyor. 15-20 Eylül arası en uygun zaman. Barhal’da pansiyonlarda kalınabiliyor. Yusufeli’ne gelmişken yapılması gerekenlerin başında zaten Barhal Köyü’ne gitmek ve köyün ünlü kilisesini görmek geliyor.


YUVACIK

İzmit sınırları içinde yer alan bölge kendine has yemekleriyle doğa severlere ev sahipliği yapıyor.Yuvacık da akan şelaleler üzerine kurulan masalarda balık yemenin tadına varırken, nehir boyunca yürüyüş keyfi yaşayabilirsiniz.Yemyeşil ormanlarında kuş sesleri arasında huzur bulabileceğiniz mekan İstanbul'a sadece 150 km uzaklıkta.

 

 




ÇAMLIHEMŞİN

Karadeniz’in tadını çıkarabileceğiniz bir başka yer de Çamlıhemşin. Rize’ye bağlı ilçe eylül ayında oksijen solumak ve kurak bir yazın ardından suya yakın olmak isteyenlere hitap ediyor. Sonbaharda sarı ve yeşilin binbir çeşit tonuyla benzersiz bir görüntüye kavuşan ormanların içinde yürümek, trekking yapmak, Ayder Yaylası’nda dolaşmak için çok iyi bir zaman. Bölgede kalınabilecek küçük ve güzel pansiyonlar var. Örneğin Çamlıhemşin’den biraz sonra Zilkale yolunda, Şenyuva Köyü’ndeki İdris Amca’nın Otel Doğa’sı gibi. Ayrıca hatırlatalım, Ayder Yaylası, romatizmaya iyi gelen sıcak su kaplıcalarıyla da ünlü.



IHLARA VADİSİ

Sadece ağaçlardaki farklı renk tonlarının peşinde değilseniz, 10 km uzunluğa ve 80 metre derinliğe sahip Ihlara Vadisi, içinde yer aldığı kanyonla birlikte size farklı bir manzara sunacak. Hasandağı’ndan çıkan bazalt ve andezit yoğunluklu lavların soğumasıyla oluşan çatlaklar ve çökmelerle meydana gelen bu bölgede dolaşırken, kayalara oyulmuş barınak, mezar ve kiliseleri sonbaharın farklı ışığında göreceksiniz. Vadiyi bir de yukarıdan, bütün halinde seyretmek isterseniz, Kapadokya’dan balona binebilirsiniz. Ihlara Vadisi’ne Nevşehir’den Aksaray’a giderken, Aksaray’a 11 km. kala sola, Güzelyurt yoluna dönerek ulaşmanız mümkün. Perşembe, 18 Eylül 2008 09:53 Kaynak: Hürriyet