100 yıl sonra bile Alaçatı aynı olacak

Bu Sayfa 596 kere görüntülendi

Eklenme Tarihi : 10.09.2013 13:19

100 yıl sonra bile Alaçatı aynı olacak

Alaçatı Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, 'korumacı' anlayışı bu sözlerle ifade ediyor, “Babam gelse değiştiremez. Biz çok kat istesek, halk karşı çıkar” diyor

28 Ocak 2011 Cuma - Başka bir ülkeye geldiğiniz hissini uyandıran taş evleri, sakin sokakları, mavi sularında salınan sörfleri, kafeleri, butik otelleri, hiç yorulmadan dönüp duran yeldeğirmenleriyle son yılların gözde turizm beldesi. Ancak Alaçatı yı Alaçatı yapan en büyük özelliklerinden biri; hiç kuşkusuz kaybetmediği özü. Turizm cennetlerinin gözde olmasıyla birlikte başlayan curcuna, Alaçatı da yok. Planlı gelişen, kuralları bozulmayan bir cennet... Üç kuşaktır Alaçatılı olan ve 7 yıldır görevde bulunan belediye başkanı Muhittin Dalgıç, bu mucizenin en büyük mimarlarından...
Dalgıç, beldeyi markalaştırırken, korumacı anlayıştan hiç uzaklaşmadıklarını şu sözlerle anlatıyor; “Önce burada yaşayan insanlar sahip çıktığı için kim gelirse gelsin değiştirebileceğini sanmıyorum. Şu anda da zaten babam dahi koyduğumuz kuralı değiştirtemez. '' Dalgıç, tek kuruş borçları olmadan ve kasalarında hazır parayla yatırıma hazırlandıkları anlattı, geleceğe dair projelerini paylaştı.

Artık kışın bile insanlar akın akın Alaçatı ya geliyor. Nereden nereye geldi Alaçatı?
- Şanslı bir bölgedeyiz. Bugüne kadar bölge hem coğrafi hem mimari olarak korunmuştu. Biz de 2004 ten bu yana o korumacı anlayıştan hiç uzaklaşmadık. Koruma alanlarını genişlettik. Koruma imar planlarını bitirdik. Plan kuralları koyduk. Aslında planlarla, yasalarla birşeyi çok korumak mümkün değil. O bölgede yaşayan insanların ekonomik girdilerini hızlandırmanız lazım. 2004 ten bu yana bunun üzerinden çeşitli senaryolar ürettik. Buradaki vatandaşlarımızın evlerinin altlarının çok şık kafelere dönmesiyle birlikte, elde ettikleri gelir ciddi olarak artmaya, dolayısıyla koruma duygusu da gittikçe pekişmeye başladı.

Alaçatılılar sahip çıktı Alaçatı ya yani?
- Alaçatı da herkes bu duyguda, ona inanıyorum. Yüksek kat bile dese belediye, vatandaşlar buna karşı çıkacaktır. Olduğu gibi korunmasına şiddetle destek vereceklerine inanıyorum. Ayrıca şanslıyız, buraya yerleşen tüm insanların da katkısı var. Özellikle bayanların. Butik işletmeciler; restoran, kafe ve otellerin işletmecilerinin çoğunluğu bayan. Bir bayan eli değdiği zaman çok şık şeylerin ortaya çıktığını Alaçatı da da gördük. Biz o koruma mantığı ile birlikte hem plan kurallarıyla hem uygulamalarla belli kurallar da getirdik.

Yazılı olmayan kurallar var
Alaçatı kanunları? Aslında herkes biliyor ama nelerdi kurallar? Değişiklik olacak mı?
- Bir yasa gibi oldu ama elbette yasa değil. Genel kabul gören kurallar. Plastik masadan tutun da, renkli şemsiyeye, yüksek sesli müziğe, hanutçuluğa kadar daha birçok şey Alaçatı nın olmazlarından. Alaçatı 2004 ten bugüne kadar çok ciddi bir mesefe elde etti. Ancak, belediye yönetimi olarak bu gelişmeyi 100 barem olarak belirledik ve bunun 2014 e kadar yüzde 40 larını hedefliyoruz. Çok daha fazla işletme açılacak anlamında söylemiyorum. Çevresiyle, yollarıyla, yeşiliyle, sosyal donatılarıyla çok daha düzenli, örnek kent olacak. Bu sene, biraz daha tutucu davranacağız. Sokakları düzenleyeceğiz, yaya trafiği çok daha rahat olacak, genişleteceğiz. Canlı müzik Alaçatı nın belli noktasında kesinlikle düşünmüyoruz. Bu yaz da bunlardan taviz vermeyeceğiz, biraz daha korumacı olacağız.

Tüm bunlar sürdürülebilir mi?
- Evet, sürdürülebilir. Çünkü Alaçatı nın konuştuğumuz alanının, hem kuzey denizine hem güney denizin kenarına uzaklığı 3.5- 4 kilometre. Turizm alanı dediğimiz güney sahillerinde ciddi bir projemiz var. Türkiye de olmayan, dünyada da sayılı olarak gösterilen Port Alaçatı. Bu; gelişmeyi, devamlılığı sağlayacak niteliktedir. Yine o bölge içerisinde planladığımız golf alanları, Turizm Bakanlığı ve koruma gelişim alanları içerisindeki turistik yatırımlar... Bunların hepsi birbiri üzerine bindiğinde, devamlı olacağına eminim. Port Alaçatı da 2 bin 400 dönüm içerisinde, bin dönüm deniz oluşturuyoruz. Denizin içinde ev kavramı gibi çıkıyor ama aslında suyun içinde ev. Yeni bir yaşam anlayışı oluşturuluyor. Alaçatı nın istihdamıyla ilgili de çok ciddi çözümler üretecek bir proje. Ama şunu da söyleyeyim dünyadaki en büyük markalar Alaçatı da yer açmak zorunda kalacak.

Alaçatı yı Alaçatı yapan özelliklerden biri de sörf merkezi olması. Yeni projeleriniz var mı?
- Yıllardır dünya sörf şampiyonasının bir ayağını yapıyoruz. Bölgenin sörfe uygunluğu ile dünyanın ilk üçünde yer aldığı federasyon ve otoriteler tarafından söyleniyor. Orada geçen yıl başlattığımız sahil düzenlememiz var. Projeyi hazirana kadar hayata geçirmeye çalışıyoruz. Sörf yapan konuklarımızın kıyıda kesintisiz hizmet alabileceği, kesintisiz dolaşabileceği, işgallerin olmadığı bir alan olarak; rekreasyon, çevre ve peyzaj projesiyle birlikte tamamlayacağız. Çok şık bir bölge olacak. Bir de herkesin aynı güzellikte ve uygun bütçeyle sörf yapabilmesi için bazı işletmeler planlıyoruz. Ayrıca bir proje daha var. Bir kilometre civarında sahil bandı olan plaj hazırlıyoruz. Hazirana yetiştireceğiz.

Sörf, golf ve termal kür merkezi
Halk plajı mı olacak?
- Belediye halk plajı olacak. Ama soyunma kabininden duşlarına kadar, belediyenin kontrolünde, çok nitelikli bir plaj olacak. Beach- club anlayışında ama rahat kullanabilecek, insanların denizle ve oradaki eğlenceyle çok çabuk ve ekonomik olarak buluşabileceği bir alan olacak. Hazirana yetişmiş olacak. Yine güney sahiline inen 4.5 kilometrelik bir yolumuz var. Alaçatı nın atık suyunu biyolojik olarak arıtmak için tesis inşaaatımız da devam ediyor. 100 bin kapasiteli bir biyolojik arıtma tesisi kuruyoruz.

100 yıl sonra da aynı mı olacak? Kim gelirse gelsin Alaçatı yla ve ruhuyla oynayamayacak mı?
- Bundan şüphem yok zaten. Önce burada yaşayan insanlar sahip çıktığı için kim gelirse gelsin değiştirebileceğini sanmıyorum. Şu anda da zaten babam dahi koyduğumuz kuralı değiştirtemez.
Kimseyi dinlemem. Ben hep üçlü temel üzerine oturtmaya çalıştım Alaçatı yı. En popüler hala getiren sörfü, ikincisi de hep golfü hayal ettim. Bir alanın plan çalışmalarını yapıyoruz. Tahsisini alırsak 2012 ye kadar Ege Bölgesi nde olmayan bir golf alanı yaparız. Üçüncüsü de termal... Termal kür merkezinin yer tahsisi ile ilgili bakanlığa başvurularımızı yaptık, sonuçlarını bekliyoruz. Her büyüyen yerde yeni alan ihtiyacı doğuyor. Alaçatı da yüksek kata hiçbir zaman izin vermeyeceğimizi bir kere daha söylüyorum. Çok geniş alanları da imara açmayacağız. Gelecek planları içinde Alaçatı nın mücavir alanlarını büyütmeye çalışıyorum. Orada da Alaçatı nın bir 100 yılını kurgulayacağız. Bu arada övünerek söylüyorum; hiçbir kamu kurum ve kuruluşuna borcumuz yok. Kasamızda düzenli yatırım yapacak paramız var...

Biz çoktan beri 'sakin şehiriz
Restorasyonlara yenileri eklenecek mi?
- 1830 lu yıllardan kalma bir kiliseyi restore ettik, halkın ziyaretine açıldı. Alaçatı da konaklamaya gelen bir ailenin örneğin çocuğu sörf yapıyorsa, kendilerinin kilise gibi, düzenlemek istediğimiz yerleri gezebileceği, Alaçatı nın içinde 2- 3 gün gezerek zaman geçirebileceği bir yapı oluşturuyoruz. Girişteki değirmen meydanlarını da aynı düşünceyle çalışır vaziyete getireceğiz. Bir proje de İZKA yla birlikte yürüttüğümüz bisiklet yolu. 93 kilometrelik bir bisiklet yolunu yaz sonuna kadar bitireceğiz. 32 kilometresi kent içinde olacak. Kalanının da kros anlamında çalışmalarını bitiriyoruz. Türkiye hiç bir uluslararası ağa bağlı değilmiş bunu fark ettik. Uluslararası bisiklet yollar ağına aldırıyoruz.

Seferihisar gibi sizin de “cittaslow- sakin şehir '' olmak için başvuracağınız doğru mu?
- Öyle bir şey düşünmüyoruz. Biz zaten öyle yaşıyoruz. Üretilenleri pazarda vatandaşın satması, trafiğe kapatılması, bisikletle ulaşım, koruma, gürültüğkirliliğinden uzak olması... Resmi olmasa bile biz zaten kendi içimizde onu yaşıyoruz. Yarın ne getirir bilemem ama bugünkü yapımız içerisinde gerek yok. Ayrıca İzmirimiz turizm anlamında bir pay alacaksa alacağı pay yarımadadır. Herkes kendine bir konsept belirlemeli. Yarımada içinden 15 tane sakin şehir olmamalı. Alaçatı ya gelen yarımadadaki başka yerlere de gidiyor. Hatta buranın gelişmesi Sakız a bile yarıyor. Örneğin kiliseyi onardıktan sonra haftada 15- 20 otobüs Yunan turist alıyoruz

Kaynak: milliyet.com.tr