Beypazarı Çarşısı Ankara

Bu Sayfa 1156 kere görüntülendi

Eklenme Tarihi : 29.07.2010 17:58

Beypazarı Çarşısı Ankara

Pusulalar kıyı kentlerini gösterirken Ankara'nın batısında 700 metre yükselikteki Beypazarı'na uğramayı ve 600 yıllık Beypazarı Çarşısı'nın atmosferini solumayı ihmal etmeyin.

Hititlerden bu yana pek çok uygarlığa yerleşim yeri olan Beypazarı, tarih boyunca Luwi, Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar’ın egemenliğinde kalmış köklü bir yerleşim yeri. Selçuklular döneminde, Bağdat - İstanbul yolu üzerindeki önemli merkezlerden biri olan kasaba, Germiyanoğlu Beyliği dönemde ise bügünkü Beytepe Mahallesi'nde kurulmakta olan büyük bir pazar nedeniyle Beypazarı olarak anılmaya başlamış. Bir dönem iç göçler nedeniyle eski hareketliliğini yitirse de, geçirdiği restorasyonlardan sonra bugün Orta ve Batı Anadolu'nun yeniden en renkli pazarı haline gelen Beypazarı Çarşısı, 6 asırdır varlığını koruyor. İpek Yolu üzerindeki konumu, doğal güzellikleri ve esintili yüksek rakımıyla sayfiye yeri olma özelliğini taşıyan Beypazarı’nın çarşısında özellikle el sanatlarına düşkün olanlar aradığını buluyor. 1884'deki büyük yangında kül olan çarşı, aslına uygun taş binalarıyla yeniden inşa edildi ve telkari işlemeciliği, bakırcılık, kalaycılık, demircilik, dericilik, kunduracılık, dokumacılık, yorgancılık, terzilik, marangozluk, saraçlık ve semercilik bu tarihi çarşıdaki faaliyet alanlarına devam etmeye başladı. Zaten çarşıdaki Dikiciler Sokağı, Demirciler Sokağı, Kuyumcular Sokağı, Şadırvan Sokağı, Bedesten Sokak, Hanlar Önü gibi sokak isimlerine dikkat edildiğinde burada her tür el işciliğinin uzmanlarının tezgah açtığı gözlerden kaçmıyor.

Almadan dönme 
Beypazarı'ndaki fırın ve pastanelerde göze çarpan ilk şey yöreye özgü, peksimet benzeri bir tür galeta olan ve kısaca 'kuru' diye adlandırılan ‘Beypazarı Kurusu’. Gezginler, çay saati gelenler, ilaç öncesi ağzına bir şey atmak isteyenler için lezzetli bir atıştırmalık olan ‘kuru’nun dayanıklılığı bir yılı buluyor. Eskiden Beypazarı'nda hemen her evde yapılan ve misafirlere ikram edilen Beypazarı Kurusu’nun tadına bir de burada bakmayı ve bavula birkaç paket atmayı ihmal etmeyin.
Buraya kadar gelmişken çarşının dikkat çeken telkâri işlerinin göz kırptığı tezgahlara sırtınızı dönmeyin; keza buradaki örnekler, işinin ehli ustaların elinden çıkıyor. Osmanlı döneminden bu yana usta - çırak ilişkisiyle günümüze kadar gelen yöreye özgü zanaatlardan biri olan telkâri, her ne kadar Mardin, Diyarbakır gibi kentlerle özdeşleşse de Beypazarı'nda asırlardır sürdürülüyor. Tel haline getirilmiş altın ve gümüşü bükerek biçim verme sanatı olan telkâri, yaklaşık üç asır önce ahilik yoluyla yöreye gelmiş ve yerel ustaların elinde farklı bir biçim kazanmış.
Buraya kadar gelmişken
Bu kadar köklü ve hanlarla bezeli bir yerleşim yerinde mutfak kültürünün köklü olmasına şaşmamalı. Saray mutfağından örneklerin halen yaşatıldığı Beypazarı’nda, 600 yıldır aynı şekilde üretilen tarhana, havuç lokumu ve cevizli sucuğun tadına bakın. Tamamı tescilli olan 80 katlı baklava, etli güveç, mumbar dolması, tatlı sucuk, havuç lokumu, damarsız ve ince kara üzüm yaprağına sarılan etli dolmasıyla Beypazarı’nın yöresel mutfağı oldukça meşhur. Menüde göreceğiniz ‘yalkı’, ‘bici’, ‘göce’, ‘perçem’, ‘yarımca’, ‘kartalaç’, ‘bazlama ekmeği’, ‘oğmaç’, ‘tohma’, ‘yarımca’, ‘uruş kapaması’, ‘ebesüt’ gibi bir kısmı Türk Patent Enstitüsü'ne kayıtlı yemekler arasında seçim yaparken zorlanabilirsiniz.Time Out Istanbul Ağustos 2010