Türkiye Kumsalları

Kumsal, karanın denizi kucakladığı yerdir. Türkiye toprağı, üç denizi kucaklarken en güzel kumsallarını ortaya çıkarır… Şehirde yaşayanlar yazı anımsadıklarında, çoğunlukla deniz kıyısında bir tatil düşünürler. Bu tatilin olmazsa olmaz düş parçalarından biriyse, gün batarken uzun bir kumsalda çıplak ayak yürümek ve dalgaların aynı ayak izlerini silişini izlemektir. Bazıları içinse, kumsalın uzun olmasının hiç önemi yoktur. Onlar deniz kabuğu toplamayı, su üzerinde taş sektirmeyi, dalgaların sesini dinlemeyi, ufka bakıp hayal kurmayı, martılarla konuşmayı, iskelede oturup ayaklarını denize daldırmayı daha çok önemserler. Ne olursa olsun herkes için kumsal, karanın denizi kucağına aldığı yerdir. Türkiye toprağı da, çok sayıda kumsalıyla üç denizi kucaklar.

 

CENNETTEN DÜŞEN MAVİ DAMLA
Bu kumsallardan en ünlüsü Fethiye'deki Belcekız Kumsalı’dır. Doğa, yeryüzünde bazı coğrafyalara olabildiğince cömert davrandığını itiraf etmiş midir bilmiyorum! Ama bildiğim bir şey var: Ölüdeniz, ne olmuşsa olmuş, cennetten kocaman mavi bir damla olarak yeryüzüne düşmüş. Akdeniz'in yüreklere dalga dalga yanaştığı kumsallardan birini, büyü gibi duran Belcekız'ı kendine eklemiş. Orada Akdeniz, iki aşığın sonu ölümle biten sevda söylencesini unutturmak istercesine, turkuaz renkli bir mücevher gibi parıldar. Dalgaların yuvarlaklaştırdığı taşlarla dolu kıyıda, kırmızı şemsiyelerin altı güneşlenenlerle doludur. Bedenlerini güneşe bırakanların çoğu Belcekız söylencesini bilmez: “Ortaçağ'da Suriye ile Mısır'dan Yunanistan ve Fethiye çevresine mal taşıyan gemiler su tedariğini yöredeki koylardan yaparlarmış. Bu gemilerden birinin yaşlı kaptanı, oğlunu su alması için koylardan birine göndermiş. Delikanlı orada karşılaştığı Belcekız'a aşık olmuş. Yürek bu ya, Yörük kızı da tutulmuş kaptanın oğluna. O günden sonra dağların yamaçlarında oturup sevgilisinin yolunu gözler olmuş. Günün birinde, gemi açıktayken fırtına patlak vermiş. Belcekız'la buluştuğu yerleri adı gibi bilen delikanlı, dağların ucunda rüzgâra kapalı bir koy olduğunu söylemiş babasına. Oğlunun sevgilisini görmek için böyle bir şey uydurduğunu düşünen babası onu dinlememiş, kavgaya tutuşmuşlar. Babası öfkeyle oğluna kürekle vurunca, delikanlı suya düşüp boğulmuş. Tepedeki kayalıklarda onu bekleyen Belcekız, sevgilisinin öldüğünü öğrenince, kendini aşağıya atmış. O günden sonra Yörük kızının canına kıydığı koya ‘Belcekız’, delikanlıya mezar olan diğer koya da ‘Ölüdeniz’ denmiş.

KAÇAN KIZIN KUMLARI
Bozburun'un Orhaniye köyünde de, ilginç bir kumsal var. Kızkumu denen yerde, kum hareketleri sonucunda, koyun içinde 600 metrelik bir yol oluşmuş. İnsanlar güle oynaya, bu yolda denizin içinde yürür gibi yürüyorlar. Bunu şifa için yapanlar da az değil. Rehberleri bir yandan söylenceyi anlatıyor onlara: “Bir zamanlar buralara korsanlar saldırırmış. Bir gün köyün en güzel kızının peşine düşmüşler. Kız eteğine kırmızı kumlar doldurup kaçmaya başlamış. Denizin içinde, eteğinden döktüğü kumların üzerinde koşuyormuş ki, birden kumlar bitmiş. Kız da suların içinde kaybolmuş gitmiş.” Bu sözler yürüyenleri tedirgin etse de, kumsalın yakın oluşu yüreklerine su serpiyor!

MAVİ, KAPUTAŞ'IN RENGİDİRBenden 'mavi' rengi anlatmamı isteseler, hiç konuşmam, alır Kaputaş Kumsalı’na götürürdüm soranları. Ve derdim ki, “İşte mavi bu… Mavinin hası bu!” Sonra, soru sorma sırası bana gelirdi: “Haydi bakalım!” derdim, “şimdi söyleyin, nasıl oluyor da bu beyaz taşların, sarı kumların iki metre ötesinden başlayarak mavinin birbirinden güzel tonları diziliyor?” Bakar bakar şöyle derlerdi sanırım sonra: “Boşver şimdi soru sormayı da, zaman yitirmeden atalım kendimizi dalgaların kucağına!” Kalkan'a 6 kilometre uzaklıkta Kaputaş. Bir uçurumun bitimindeki kumsalın insanı denize çeken dalgaları var. Ama herkes bunu, dalgaların oyuna çağrısı olarak görüyor ve köpüklerle sürüklenirken kendini dalgalara bırakıyor. Bütün bunlar olurken, Kaputaş'ın yakınındaki Mavi Mağara, denizle konuşmak için, yanaşan kayıkların gitmesini sessizce bekliyor…

KAPLUMBAĞALARIN KUMSALIDalyan'da tekneler yaz güneşinin bakışları altında durmaksızın insanları taşıyor İztuzu Kumsalı’na. Kentliler için yaz, güneş ve denizin koynundan çıkmama isteğiyle dolup taşmak anlamına geliyor. Yumurtlamak için buraya gelen kaplumbağalar içinse insanların anlamı; “kıyı kirliliği ve ölüm korkusu!”

İztuzu Kumsalı, milyonlarca yıldan beri kendisini ziyaret eden deniz kaplumbağalarını sevinçle bekliyor. Akşamüzeri güneş kızıl şapkasını çıkarıp tepelerin ardına çekilirken, bu kumsalda yürümek dünyanın en keyifli yanlarından biri. Ama belki de bu kez, kaplumbağa koruyucuları karşınıza çıkıp yumurtaların zarar göreceğini söyleyecek ve sizi geriye döndürecek! Ve siz “Dünya ne kadar küçük” diye düşüneceksiniz, “insanlar ve kaplumbağalar aynı kumsala sıkışmış!”

BİR SU PERİSİ LİMANI
Karadeniz'in kıyısında, adını bir su perisinden alan Sinop'un da güzel kumsalları var. Yaz aylarında, merkezdeki küçücük Karakum ve Pepe plajlarında iğne atsan yere düşmezken; Akliman'ın uzun kumsalında da özellikle hafta sonları kalabalık artıyor. Akliman Kumsalı’nda dinginliği bozan tek şey, kükreyen köpüklü dalgalar. Bahardaysa kumsal, Ayancık yolu üzerindeki Sarıkum'da olduğu gibi, beyaz kum zambaklarıyla doluyor.

TÜRKİYE'NİN EN GÜZEL KUMSALLARI
Ayvalık'ta Şeytan Sofrası; Fethiye'de Kelebekler Vadisi; Datça'da Kargı, Mesudiye, Palamutbükü ve Hayıtbükü; Antakya'da Arsuz; Bozburun'da Adaboğazı ve Söğüt kumsalları… Kaş'ta Büyük ve Küçükçakıl, Alanya'da Ulaş, Sedir Adası'nda Kleopatra, Didim'de Altınkum plajları… Bozcaada, Gökçeada, Assos, Alaçatı, Burhaniye, Mersin, Erdemli, Antalya'daki mavi bayraklı kumsalların nicesi için, hangi denizi öperlerse öpsünler, sözü Ahmet Erhan'ın dizeleriyle bitirelim:
“Akdeniz'i göğün denizle birleştiği o ufuk çizgisinde, /Yağmur sonraları toprağın tüten buğusunda arayın./ Sevgiliye söylenen ilk sözde, sabahın seherinde uyku haliyle,/Uzanıp kalmanın esrikliğinde sıcaklığına kumların./Akdeniz'i yurduna dönen bir sürgünün gülüşünde,/Gece yarıları susmayan o cırcırböceğinin sesinde arayın”.

Salı, 26 Ağustos 2008 14:35 Kaynak: Skylife