Gökçeada Rehberi

Gökçeada Tatil Rehberi: Gezilecek yerler, ne yenir, ne alınır, nasıl gidilir, plajlar, gece hayatı ve eğlence mekanları hakkında bilgiler.

Gökçeada

Gökçeada:  

Türkiye’nin en batı ucu İncirburnu’nun bulunduğu Çanakkale’ye bağlı Gökçeada, ülkemizin en büyük adası. Ege Denizi’nin kuzey tarafında ve Saroz Körfezi’nin girişinde yer alan Gökçeada, sürprizlerle dolu ve kıyıdan merkezine doğru gittikçe sizi şaşırtan bir ada.
    Gökçeada, güneşin en son battığı yer, 1970 yılına kadar adı İmroz olarak kullanılmış. İmroz isminin Antik Çağ’da burada kurulan İmbros kentinden geldiği söyleniyor. Ünlü tarihçi HOMEROS’un da eserlerinde bahsettiği Gökçeada, doğal yapısındaki özelliklerden dolayı PEPALOESSA (dalgalı) diye bahseder buradan. Gökçeada’nın ismi destanlarda ve efsanelerde de çokça geçmiştir. Troya Destanı’nı anlatan Homeros, sıkça adanın kayalık bir yer olduğunu anlatır.
    Adanın yerleşim olarak tarihi ise çok eskilere dayanır. Kesin olarak bir tarih belirtilmese de bulunan eserlerden ve adanın adının geçtiği kaynaklardan, tarihinin eskiye dayandığı anlaşılıyor. Konumu gereği Asya ile Avrupa arasında köprü kuran Gökçeada, tarihte de pek çok köklü medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Ve kültüründe de tüm bu medeniyetlerin izi bulunur. Pelasglar, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılardan sonra ada, 22 Eylül 1923’te Türk topraklarına katılmış.
    1996-97 yıllarında yapılan kazı çalışmaları sonrasında elde edilen bulgular sonucu M.Ö. 3000’li yıllara ait kalıntılar bulunmuş. Bu çalışmalarda bulunan eserler bugün Çanakkale Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.
    Bugün Gökçeada’da yaklaşık olarak 5000 kişi yaşıyor. Eskiden kalan Rum evleri, doğal güzellikleri, denizi, bağları ve şarapları, tarihi güzellikleri ile gerçekten de görülmeye değer bir ada.
    Gökçeada, dünyada oksijenin en bol olduğu bölgelerden biri. Bitki örtüsü ve canlı türü çeşitliliği oldukça fazla. Gökçeada’da bir de doğal bir tuz gölü oluşumu var. üstelik ülkemizin ilk ve tek su altı milli parkı da Gökçeada’da bulunuyor. Gökçeada, organik tarım için pilot bölge seçilmiş ve deniz ve karadaki yaşa koruma altına alınmış.
    Ada halkı geçimini zeytincilik, bağcılık, arıcılık ve şarap üretimi ile karşılıyor. Organik tarımın ilerlemesi ile birlikte adanın zeytinleri ve zeytinyağı son yıllarda daha da lezzetli.
    Gökçeada’nın denizi ise oldukça temiz ve berrak. Rüzgârı ve dalgası bol. Dolayısıyla da dalış ve rüzgâr sörfü tutkunları için oldukça ideal. Üstelik su altında, dalış tutkunlarının keşfetmesini bekleyen çok sayıda güzellik mevcut. Eğer rüzgârın ters yönünde esen taraflara giderseniz ise deniz oldukça sakin ve dingin. Bol bol yüzebilirsiniz. Zaten adanın çevresinde çok sayıda böyle sakin koylar bulunuyor.

    Ada şehir kalabalığından uzakta olduğu için hala en değmemiş bölgeleri bulunuyor. Doğal güzelliği, tarihi ve kültürü hiç bozulmamış. 400 yıllık zeytin ağaçları bile görebilirsiniz Gökçeada’da.
     Gökçeada özellikle mayıs ayından eylül ayının sonuna kadar tatil sezonu devam ediyor. Zaten denizin en güzel olduğu dönemler de bu aylar adada.
    Gökçeada’da öyle büyük ve yıldızlı oteller pek yok. Zaten ada büyük yapılar olmadığı için güzelliğini ve doğallığını korumayı başarmış. Adada genellikle ev pansiyonculuğu yapılıyor. Ada halkı aynı zamanda otel işletmecisi. Pansiyonların dışında adada butik ve küçük oteller bulunuyor. Bu otellerin işletmecisi de adanın yerli halkından olduğu için, Gökçeada otellerinde misafir gibi değil dost gibi samimi ve sıcak ağırlanıyorsunuz.
    Gökçeada otelleri genellikle adanın merkezinde, Kaleköy’de ve Zeytinliköy’de yoğunlaşmışlar. Gökçeada otelleri deniz kıyısında olmasalar da denize oldukça yakınlar. Zaten hemen her otelin kendilerine ait yüzme havuzları da var. Oteller mayıs ayı başlarında hizmete açılıp ekim ayına kadar da hizmet vermeye devam ediyorlar. Genellikle oda kahvaltı çalışıyorlar.
    Gökçeada otellerinde sabah kahvaltınızı mis gibi çiçek kokan ve bol oksijenli doğanın içinde, organik zeytin ve zeytinyağı, zeytinyağı ile süslenmiş peynirler ve çeşit çeşit organik baharatlar eşliğinde yaparken huzur bulacaksınız. Gün içinde de pek çok farklı lezzeti eneyebilirsiniz ada otellerinin restoranlarında.
    Gökçeada otellerinin mimarileri de sizi etkileyecek. Eski Rumlardan kalan evler restore edilerek hizmete açılmış ya da yeni yapılmış olsa da otellerin taş mimarileri doğayla oldukça uyumlu.
    Gökçeada otellerinin oda sayıları genellikle az. Dolayısıyla eğer Gökçeada’ya gitmeyi planlıyorsanız, özellikle de yaz aylarında, rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin.
    Gökçeada otel fiyatları ise oldukça uygun. Hele de size adada sunulan hizmetin, organik lezzetlerin ve sakin, dingin bir tatilin yanında gerçekten de Gökçeada otel fiyatları misafirlerinin bütçeleriyle dost.  
    Eğer daha önce Gökçeada’ya gitmediyseniz bu yaz tam zamanı diyebiliriz. Gökçeada otellerini, Gökçeada otel fiyatlarını, uygun fiyat seçeneklerini ve rezervasyon olanaklarını sitemizden öğrenebilirsiniz. Şimdiden iyi tatiller…