Mardin Gezilecek Yerler ve Gezi Rehberi: Taşın Dile Geldiği Şehir
Mezopotamya'nın kapısında 3 günlük rota, yeme içme önerileri ve konaklama rehberi
Bazı şehirler var, içine girdiğiniz anda ruhunuzun yavaşladığını hissedersiniz. Mardin tam da böyle bir yer. Yol boyunca aklınızda bin bir düşünce varken, şehrin ilk taş sokağında yürümeye başladığınızda hepsi yavaş yavaş siliniyor. Sabahın erken saatlerinde Mezopotamya ovasına bakan bir terasta otururken sadece manzarayı değil, kendinizi de izliyormuş gibi oluyorsunuz.

Burada zaman bambaşka bir akışta ilerliyor. Bir sokakta susup taş duvarları dinliyor, bir köşede tanımadığınız birinin anlattığı eski bir hikâyeye dalıp gidiyorsunuz. Her şey sade, samimi ve içten. Kalabalık değil ama yaşayan, gösterişli değil ama etkileyici. "Gündüzü seyranlık, gecesi gerdanlık" şehir: Mardin.
Bu rehberde Mardin'de gezilecek yerleri, yöresel lezzetleri, mutlaka tadılması gereken mekânları, 3 günlük bir gezi rotasını ve konaklama için bilmeniz gerekenleri tek bir yerde topladık. Hepsi içten bir not, küçük bir öneri; belki de sizin yolculuğunuzun başlangıcı.

Mardin'e Neden Gelmeli?
Mardin'e gelmek için çok şey saymaya gerek yok aslında. İlk adımınızı attığınızda taş sokakların arasında kendinizi başka bir zamandaymış gibi hissediyorsunuz. İnsanlar burada sadece yaşamıyor, adeta yaşanıyor. Güneş doğarken Mezopotamya ovasına baktığınızda içiniz rahatlıyor; yediğiniz her lokmada biraz tarih, biraz sevgi var. Buraya gelmek bir gezi olmaktan öte, küçük bir iç yolculuk.
Bu hissi daha iyi kavramak için yola çıkmadan önce Zülfü Livaneli'nin Huzursuzluk kitabını okumanızı öneririz.
Mardin'in cazibesi istatistiklere de yansıyor: kent, 2025 yılında yaklaşık 4 milyon ziyaretçiyi ağırladı, bunların yaklaşık 1 milyonu konaklamalı geldi. Ama Eski Mardin'in dar sokaklarında sabahın erken saatlerinde yürüyen biri için kalabalık hâlâ yalnızca bir rakam.

Mardin'e Ne Zaman Gidilir, Nasıl Ulaşılır?
Mardin'i gezmek için en ideal dönem ilkbahar ve sonbahar. Badem ağaçlarının çiçek açtığı bahar aylarında şehrin çevresindeki rotalar görsel bir şölene dönüşürken, nisan-mayıs ve eylül-ekim ayları hem hava hem kalabalık açısından en dengeli zamanlar. Yazın öğleden sonra güneşi kendini epeyce hissettiriyor; bu aylarda programı sabah erken ve akşamüstü saatlerine yaymak en iyisi. Kışın hava biraz soğuk olabilir ama taş sokaklar o zaman da kendine has bir sıcaklık taşıyor.
Mardin'e hem karayoluyla hem havayoluyla kolayca ulaşılıyor. Şehir merkezinde ya da civar ilçelerde konaklayabilirsiniz; Eski Mardin'de kalırsanız gezilecek yerlerin çoğuna yürüyerek ulaşmak mümkün. Midyat, Dara ve Hasankeyf gibi merkez dışı duraklar için ise araç ya da minibüs kiralamak, birçok gezginin en pratik bulduğu seçenek.

Mardin'de Gezilecek Yerler: Eski Mardin
Sokaklar dardır, merdiven merdivendir Mardin'de. Gelmeden önce rahat bir ayakkabı edinin; taş sokaklarda kaybolmak için zamanınız olsun. Kendinizi fotoğraf makinesiyle sokak aralarına bırakın, çocuklarla gençlerle yaşlılarla sohbet edin, dükkân dükkân gezin. Bu şehirde hiç korkunuz olmasın: deneyim müthiş. Yolda hızla gelen katırlardan çekinmeyin, çocukların sunduğu mini rehberlik hizmetini de boş geçmeyin.
Mardin Ulu Camii: Artuklu mirasının en değerli örneklerinden biri; Cami-i Kebir olarak da anılıyor. 12. yüzyılda Artuklu hükümdarı Kutbettin tarafından yaptırılan cami, çarşının içinde bir huzur vahası gibi duruyor ve kentin yüzyıllardır imzası sayılıyor. Mihrapta yer alan Sakal-ı Şerif nedeniyle sık ziyaret ediliyor. Avlusu ve çevre sokakları fotoğraf molası için biçilmiş kaftan; Ulu Camii'nde gün batımını izlemek de şehirde yapılacak en güzel şeylerden biri.
Zinciriye (Sultan İsa) Medresesi: 1385'te son Artuklu sultanlarından Melik Necmettin İsa tarafından yaptırılan medrese, eyvanlı yapının mükemmel bir örneği. Bir zamanlar eğitim ve gözlemevi olarak kullanılan yapının en üst katına çıkmak ve Mezopotamya'yı yukarıdan izlemek geziye güçlü bir başlangıç hissi katıyor. Gün batımına doğru fotoğraf için en güzel noktalardan biri; Mahmut Orhan'ın klibiyle de tanınıyor. Tırmanmaya değer.
Kasımiye Medresesi: 15. yüzyılda Akkoyunlu Sultanı Kasım bin Cihangir döneminde kesme taştan yapılan külliye; medrese, cami ve türbeyi bir arada barındırıyor. Avluda su sesi eşliğinde oturup manzarayı izlemek, günün temposunu güzelce dengeliyor. Kubbesine çıkıp Mezopotamya ovasının harika fotoğraflarını çekebilirsiniz. Gün batımına yakın saatlerde ayrı bir güzellik kazanıyor.
Hatuniye (Sitti Radviyye) ve Şehidiye Medreseleri: Eyvanlı medrese mimarisinin erken ve olgun örneklerinden Hatuniye ile Şehidiye, Eski Mardin yürüyüşünüzün sessiz molaları olabilir.
Kırklar (Mor ) Kilisesi, Mort Şmuni Kilisesi ve Surp Kevork Ermeni Kilisesi: Şehrin çok kültürlü kimliğini en iyi hissettiren duraklar. Süryani ve Ermeni mimarisinin izlerini taşıyan bu yapılar, camiler ve medreselerle birleşince ortaya bambaşka bir manzara çıkıyor.

Mardin Müzesi ve Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi: Şehrin arkeolojik ve etnografik hafızasını görmek için ideal. Mardin Müzesi pazartesi günleri kapalı; planınızı buna göre yapın. Sabancı Kent Müzesi ise kent tarihine ve Dilek Sabancı Sanat Galerisi'ne ev sahipliği yapıyor.
Abdüllatif ve Latifiye Camii: Eski şehirde yürürken yolunuza çıkacak bu camiler, Mardin'in taş işçiliğine yakından bakmak için güzel bir fırsat.
Mardin Kalesi: Halk arasında "Kartal Yuvası" denen kale, şehre hâkim bir tepede yükseliyor; Evliya Çelebi'nin eserinde de adı geçiyor. Büyük kısmı kayadan oyma yapının altında, Kapadokya'dakine benzer bir yeraltı yerleşimi olduğu söyleniyor. Kalenin tepesi uzun yıllar radar tesisi nedeniyle halka kapalıydı; açılışına dair çalışmalar sürüyor. Gitmeden önce hangi bölümlerinin ziyarete açık olduğunu güncel olarak kontrol etmenizi öneririz. Şehrin her noktasından görünen siluetin kendisi zaten başlı başına bir manzara.
Cumhuriyet Meydanı ve Çarşılar: Meydan boydan boya rengarenk eşyaların, esnafın sohbetlerinin taştığı cıvıl cıvıl bir pazar yeri. Sebze-meyve tezgâhları, fırınlar, gümüş ve telkâri işçiliğinin en nadide örnekleri, kilimciler, kuruyemişçiler, kahveciler ve çaycılar burada. Bakırcılar Çarşısı'nda el işi ürünleri inceleyin, Revaklı Çarşı'da küçük dükkânlarda yerel ürünlere bakın; ünlü "Dağlı" leblebisinden eş dosta alın. Olgunlaşma Enstitüsü ve Mardin Sanat Sokağı da yürüyerek ulaşabileceğiniz duraklar. Mardin'de Ekin Yayın gibi kitapçılar zaman zaman kitap günleri düzenliyor; kitap severler uğramadan geçmesin.

Merkez Dışında Görülmesi Gerekenler
Deyrulzafaran (Zafaran) Manastırı: Şehrin yaklaşık 4 km doğusundaki manastır, Mardin'in çok kültürlü yapısını en iyi hissettiren yerlerden biri. Taş işçiliği, avlular ve iç mekân atmosferi etkileyici; tavan süslemeleri ve kadim ibadet odaları ruhani bir derinlik sunuyor. Rehberli gezmek yapının hikâyesini çok daha iyi anlatıyor. Bahçesinde Süryani çayı ve çöreğiyle mola vermek ise şehre yakışan özel bir an.
Dara Antik Kenti: Mardin'in yaklaşık 30 km güneydoğusunda, Oğuz Köyü sınırlarında. Toz toprak bir Güneydoğu köyünün ortasında 6. yüzyıl Doğu Roma (Bizans) dönemine ait devasa yapılar: kaya mezarlar, sarnıçlar, katedral boyutundaki yeraltı yapısı ve geniş bir alan. Yeraltı yapısına yerel halk kilise ya da zindan dese de bazı kaynaklar sarnıç olarak tanımlıyor; neden bu kadar süslü olduğu hâlâ bilinmiyor. Son yıllarda kazılarda ortaya çıkarılan galeri mezar, su sarnıcı ve zindan ziyarete açıldı. Çevresinde 6-7 mağara ev de var. Bu gün için rahat ayakkabı şart.

Midyat: Mardin gibi müze görünümlü bir ilçe; her yeri tarih ve kültür kokuyor. Taş konaklar ve kemerli geçitlerle kademe kademe yükselen Midyat'ın silüetini Süryani kiliseleri belirliyor; en az birinin içini gezmelisiniz. Popüler dizilerle tanınan Midyat Devlet Konukevi'nde fotoğraf çektirin. Gümüş işçiliğiyle ünlü çarşıda telkâri ustalarını iş başında izleyebilir, nadide gümüşler satın alabilirsiniz. Midyat'ın acur ve kavun gibi yöresel ürünleri, Antep fıstığı, badem şekeri, leblebi ve ceviz sucuğu da hatıra olarak alınır. Telkâri atölyeleri arasında kaybolmak ve yöreye özgü deq dövmesi yaptırmak, isteyenler için bu yolculuğun unutulmaz deneyimlerinden. Midyat'ta bir sokakta hapşırıp "çok yaşa" ile başlayan bir sohbete dalmak da şaşırtıcı değil; esnaf inanılmaz nazik.
Mor Gabriel (Deyrulumur) Manastırı: Midyat yakınındaki bu manastır bölgenin tarihsel derinliğini hissettiren en etkileyici duraklardan biri. Taş işçiliğinin en görkemli örneklerini burada görüyoruz. Hem mimari hem atmosfer açısından güçlü bir deneyim. Midyat'ın çevresindeki Mor Yakup Kilisesi de inanç ve tarih açısından değerli.
Hasankeyf: Batman sınırları içinde olsa da Midyat rotasına eklemeyi unutmayın. Hasankeyf Müzesi ve çevresi, Mardin gezisini tamamlayan bir ek durak.
Savur ve Kıllıt (Dereiçi) Köyü: Savur, zamanın durduğu, masal kitabından çıkmış gibi bir kasaba; eski evleri ve taş sokaklarıyla küçük bir Mardin gibi. Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar'ın memleketi olarak da bilinen Savur'un yakınındaki Kıllıt Köyü ise kendine özgü havası ve sakinliğiyle ziyaretçiyi büyülüyor. Terk edilmiş bir Süryani köyü olan bu durak mutlaka görülmeli. Midyat ve Savur'daki kemerli pencereli Mardin evleri, dağ-insan anlaşmasının birer şaheseri gibi.
Nusaybin, Beyazsu ve çevre köyler: Nusaybin yolunda önce Dara Antik Kenti'ne uğranır. Beyazsu, özellikle hafta sonları yerli halkın ve ziyaretçilerin akınına uğruyor; kalabalığı göze alırsanız dere kenarında yemek yemek çok keyifli. Nusaybin'deki Mor Yakup Manastırı ve Zeynel Abidin Makamı, Mor Evgin Manastırı ile birlikte güneydoğunun saklı hazineleri arasında. Kızıltepe'de küçük bir Süryani köyü olan Xurs yöresel kültürü hissetmek için güzel bir durak; Gırnavas Höyüğü ise tarih meraklıları için bir başka rota. Midyat'a yaklaşık 30 km uzaklıktaki Kafro Köyü pizzasıyla meşhur, Süryani kültürünün sıcaklığını yansıtan nadir yerlerden.

3 Günlük Mardin Gezi Rotası
Mardin'de gezinin temposu sabah erken saatlerde daha akıcı ilerliyor; öğleden sonra güneş kendini daha fazla hissettirdiği için planı buna göre kurmak geziyi konforlu hâle getiriyor.
1. Gün: Eski Mardin'de taş sokaklar ve manzara. Sabah Cumhuriyet Meydanı çevresinden başlayıp yavaş yavaş taş sokakların içine yürüyün. Acele etmeyin; Mardin'in güzelliği çoğu zaman bir sokağa saptığınızda karşınıza çıkan bir kapıda, bir avluda ya da manzara boşluğunda saklı. Sırayla Ulu Camii, Zinciriye ve Kasımiye Medreseleri'ni gezin; Kırklar Kilisesi, Mardin Müzesi ve Kent Müzesi'ne vakit ayırın. Akşam Eski Mardin'de bir teras kafede ya da Seyr-i Mardin'de oturup günü toparlayın. İlk gün çok fazla noktaya koşmak yerine Mardin'e alışmak için ideal.

2. Gün: Deyrulzafaran ve Dara Antik Kenti. Sabah erken yola çıkmak hem kalabalığa kalmamak hem rahat hareket etmek için işe yarıyor. Önce Deyrulzafaran Manastırı'nı gezin, ardından Dara'ya geçin; gün biraz tempolu ama karşılığını fazlasıyla veriyor. Öğleden sonra merkeze dönünce çarşıda kısa bir dolaşma, yerel ürünlere bakma ya da bir kahve molasıyla günü yormadan kapatın. Akşam Antik Sur'da sıra gecesine katılabilirsiniz.
3. Gün: Midyat ve Mor Gabriel. Mardin'e gelip Midyat'ı görmemek birçok kişinin "keşke" dediği şeylerden. Midyat Devlet Konukevi'ni ve taş sokakları gezin, çarşıda telkâri alışverişi yapın, Mor Gabriel Manastırı'na uğrayın. Vaktiniz varsa Hasankeyf'i ya da Savur-Kıllıt hattını ekleyin. Akşamüstü Mardin'e dönüp son kez Eski Mardin sokaklarında yürümek, gezinin güzel kapanışı. Son gün biraz yoğun geçse de Mardin'den dolu bir hatıra ile ayrılırsınız.

Mardin'de Ne Yenir, Nerede Yenir?
Mardin denince akla ilk gelenlerden biri zengin mutfak kültürü. Baharatın ve yöresel malzemenin ön planda olduğu mutfak, ziyaretçiyi etkiliyor; adeta bir gastronomi merkezi. Mutlaka tadılacaklar: kaburga dolması, aluciye soslu kuzu kol, kuzu tandır, tirozi turşusu, sembusek (semmüsek), içli köfte çeşitleri, kibbe, irok, mumbar dolması, sarma, killice, perde pilavı, ekşili dolma, Mardin türlü ve işkembe dolması. Tatlı olarak yöresel baklavalar, tahinli ve cevizli seçenekler ile adının hakkını veren harire denenmeli. Mardin'in meşhur mırra kahvesi çok acı ama denemeye değer. Peyran, Mardin'e özgü ve en orijinal lezzetlerinden biri.
Etli ekmek: Cumhuriyet Caddesi'ndeki lokantaların hemen hepsi yapıyor. El yapımı hamur, et ve baharat harmanı fırında pişiyor; porsiyonlar lahmacun büyüklüğünde ve biri rahatça doyuruyor. Yanında çanakta verilen yayık ayran, Mardin sıcağında insanı kendine getiriyor.

Eski Mardin ve merkez
Mardius Tarihi Konak ve Kam'or Restoran: Yemek konusunda tek geçeriz. Yerel üretimden ve tekniklerden şaşmayan, diyalekt konuşan bir mutfak. Menüdeki Peyran yemeği en orijinal lezzetlerinden. Her tabakta bambaşka bir ayrıntı var; Ulu Cami'nin hemen yanında.

Cercis Murat Konağı: Yöresel pek çok yemek bir arada. Erik yahnisi, çağla ve kuzu etinden yapılan yemekler oldukça değişik ve lezzetli; Süryani müzikleri eşliğinde yemek de mümkün.
Bagdadi: Kaburga dolması, güzel mezeleri ve erikli incik kebabıyla öne çıkıyor; yapısıyla Mardin'i anlatıyor.

Yusuf Usta (Kebapçı Yusuf): Caddenin sonunda, fıstıklı kebabı meşhur; fiyatlar uygun. Adliye civarında Kebapçı Mecnun da var; ikisinde de Mardin kebabı denenmeli.
Antik Sur Restoran: Mardin tabağını isteyin, semmüsek yiyin; sıra gecesi için de gündeme alın.
Kebapçı Rido: Ana caddede, zırh kebabı için. Satırla kıyılan etin şişlere geçirildiği bu kebabı ayranla yiyin.
Kabadayı Beşir'in Yeri: Sac kavurma ve muhteşem mezeler.
Şahreman Lokantası: Mahalli yemekler sunan bir esnaf lokantası. "Mardin Tabak" ile sembusek, irok, etli ekmek, ekşili dolma, Mardin türlü, kaburga dolma ve işkembe dolmasını bir arada deneyebilirsiniz.
Yörem Et Lokantası Fahri Usta: Yöresel yemekler için.
Yasemin Lahmacun Sembusek Salonu: Eski Mardin çarşısında; sembusek harika.
Ebrar Lokantası: Yeni şehirde, mumbar için.
Seyr-i Mardin: Manzara eşliğinde kahve ya da yemek.
Leyli Restoran / Leyli Muse: Alkollü mekân arayanlar için; Mardin Lolee, Han Mutfak Sanatları ve Lummi Restoran da öne çıkan seçenekler.

Midyat ve çevresi
Cihan Lokantası: Mardin tandır, kuzu gerdan, kuzu kaburga ve perde pilavı; sonunda irmik helvası.
Bahar Restaurant / Bahar Sofra: Yeni yerleşimde, etleri sulu ve lezzetli (dönerciliğiyle de anılıyor).
Kösem Restoran: Etleri muazzam.
Kafro Pizza: Kafro Köyü'nde, Süryani kültürüyle gelen sıcak bir pizza.
Gece yarısı sokak lezzeti: Midyat'ta sokak dürümcüsünden ciğer yemek bile unutulmaz.
Beyazsu: Dere kenarında yemek molası.
Kahve, çay, tatlı ve şarap
Artuklu Kahve: Dibek kahvesi, cevizli sucuk ve "hayalet" denilen mavi badem şekerleri; tarçınlı ve zencefilli çeşitler de var. Aynı zamanda kuruyemişçi.
Artukbey: Menengiç kahvesi için.
Süryani çöreği: Beyt Şahımı ve Paşavat Fırını.
Süryani şarabı: Mezopotamya manzarasına karşı bir terasta içilir; Hubo Şarapçılık'ta George Bey'in misafirperverliğinde Süryani çayı ve şarap alınabilir.
Reyhan şerbeti: Mutlaka içilmeli.
Demli çay veya dibek kahvesi: Bir terasta ovanın tadını çıkarmak için.
Mardin'de Başka Neler Yapılır?
Dar sokaklarda yürüyüş yapın, Eski Mardin evlerini görün; zaman bulursanız mümkün olan her evi gezin.
Ulu Camii'nde gün batımını izleyin.
Bir terasta Süryani şarabı, demli çay ya da özel karışım dibek kahvesi içerek ovanın tadını çıkarın.
Antik Sur'da sıra gecesine katılın.
Sokak aralarında fotoğraf çekin; Gurs Vadisi'nde hatıra fotoğrafı yakalayın.
Süryani köylerini ziyaret edin, geçmişlerini dinleyin.
Bir Mardin türküsü ezberleyin; "Yola çıktım Mardin'e" oraları gezerken kulağınızda olsun.
Mardin'e gidiyorsanız mevsimi doğru seçin: nisan-mayıs ve eylül-ekim fotoğraf ve yürüyüş için ideal.

Mardin'den Ne Alınır?
Badem şekeri (özellikle hayalet badem şekeri; Saltukhan ve Kimkim ilk akla gelenler), cevizli sucuk, karpuz çekirdeği, ırak sürmeleri, yöresel baharatlar, şaraplar, Süryani çayı ve kahvesi, doğal sabunlar, "Süryani gözü" denilen nazar boncuğu, telkâri takılar, Mezopotamya halıları ve kilimler, menengiç kahvesi. Şahmeran figürlü her şeyi beğenebilirsiniz.

Mardin'de Nerede Kalınır?
Mardin'de konaklama için pek çok seçenek var. Son yıllarda artan turizmle birlikte konaklama tesislerinin sayısı ve kalitesi de yükseldi. Tarihi taş konaklar restore edilerek butik otel hâline getirildi; modern konfor ve otantik atmosfer bir arada. Eski Mardin'de kalmanın en büyük avantajı, gezilecek yerlere yürüyerek ulaşmak ve sabahları Mezopotamya manzarasıyla uyanmak.
Mardius Tarihi Konak: Çok ince bir zevkle restore edilmiş, estetik ve konfor açısından kusursuz. Ulu Cami'ye iki dakikalık yürüme mesafesinde; her sabah ovanın uçsuz bucaksız manzarasıyla uyanıyorsunuz. Yerel değerlere tutkuyla bağlı bu özel konak hakkında çok yazılıp çizilir, belgeseller yapılır.
Selçuklu Konağı: Taş mimari ve yöresel dokuyu seven konuklar için seçenek.

Aurora Otel: Eski Mardin'de, mimari ödüllere sahip; her odası farklı bir konseptle tasarlanmış. Mezopotamya Ovası manzarası büyüleyici; kahvaltısı başarılı, her gün düzenlenen beş çayı etkinliğindeki lezzetler ise asıl sürpriz.
Kahvaltı dahil paketler, merkeze yakın konum, samimi ortam ve taş sokakların içinde uyanmak planı kolaylaştırıyor. Yoğun dönemlerde yer bulmak zorlaşabildiği için konaklamayı önceden netleştirmek, erken rezervasyon yapmak büyük avantaj sağlıyor.
Mardin'deki en sevilen butik oteller ve taş konaklar için Mardin Otelleri sayfamıza göz atabilirsiniz.

Gitmeden Önce Pratik İpuçları
Taş sokaklar ve merdivenler için rahat ayakkabı giyin; özellikle Dara günü şart.
Yazın öğleden sonra sıcağına karşı programı sabaha ve akşamüstüne yayın.
Deyrulzafaran ve Mor Gabriel gibi manastırlarda rehberli gezi, yapının hikâyesini çok daha iyi anlatır.
Müze ve kale gibi noktaların ziyaret gün ve saatleri değişebilir; Mardin Müzesi pazartesi kapalı.
Midyat, Dara ve Hasankeyf için araç ya da minibüs kiralamak pratik.
Yerel esnafla sohbet etmekten çekinmeyin; Mardin misafirperverliğiyle tanınıyor.
Türkiye'yi, özellikle Doğu ve Güneydoğu'yu gezerken biraz tarih bilmek yolculuğu çok daha anlamlı kılıyor; bu rehberi bu yüzden bilgi dolu tuttuk.

Sık Sorulan Sorular
Mardin'de kaç gün kalınmalı? Eski Mardin, Deyrulzafaran, Dara ve Midyat'ı rahatça görmek için 3 gün idealdir. Savur, Hasankeyf ya da Nusaybin hattını eklemek isterseniz 4 gün planlayın.
Mardin'e en iyi hangi ayda gidilir? Nisan-mayıs ve eylül-ekim ayları en uygun dönemlerdir.
Mardin'de mutlaka yenmesi gerekenler nelerdir? Kaburga dolması, sembusek, içli köfte, kibbe, irok, etli ekmek, Mardin kebabı, mumbar dolması ve tatlı olarak harire.
Mardin'de nerede kalınır? Gezilecek yerlere yürüyerek ulaşmak ve manzarayla uyanmak için Eski Mardin'deki taş konaklar en iyi tercihtir.
Mardin'den ne alınır? Hayalet badem şekeri, cevizli sucuk, telkâri, Süryani şarabı, menengiç kahvesi ve doğal sabun.

Elbette koskoca Mardin tek bir yazıya sığmaz; bizimki de hap bilgilerden oluşuyor. Mardin'de tavsiye edeceğiniz bir mekân ya da eklemek istediğiniz bir not varsa bize [email protected] adresinden yazın. Mardin'de kısa bir hafta sonu kaçamağı planlıyorsanız taş sokaklarda kaybolmak, Mezopotamya manzaralı teraslarda huzur bulmak ve yöresel lezzetleri tatmak listenizin en başında olsun. Tatilinizi daha da konforlu kılmak için Mardin Otelleri sayfamızı incelemeyi unutmayın.

