Yeni Deneyimler - ruhta ve kalpte yer edinen oteller, restoranlar, manzaralar
“İnsan varmak için değil, seyahat etmek için yolculuk eder.” Johann Wolfgang von Goethe
Goethe’nin bu sözünü ilk okuduğumuzda altını çizmiştik. Büyük ihtimalle İtalya Seyahati satırlarında rastlamıştık; ama bizce mesele kitabın adı değil, hissettirdikleri. Çünkü bizim yolculuk felsefemiz tam olarak bu: Varılacak noktadan çok, yolda biriken hikâyeler.
Yıllar içinde keşfetmenin sadece bir yer görmek değil; bir taşın gölgesinde oturmak, bir köylünün anlattığı efsaneyi dinlemek, bir sofrada paylaşılan ekmeğin kokusunu hafızaya kazımak olduğunu öğrendik. Seyahatlerin kişisel cevherlerini “keşfetme” konusunda kendimizi biraz deneyimli sayabiliriz.

Ve bugün, OLAĞANÜSTÜ sıfatına layık bulduğumuz birkaç yeri sizinle paylaşmak istedik. (Evet, bazılarını hâlâ kendimize saklıyoruz.)
Selge – Beşkonak / Antalya

Selge, Torosların zirvesinde, zamanın unuttuğu bir şehir gibi duruyor. Denizden yaklaşık 1250 metre yükseklikte, kartal yuvasını andıran konumuyla insanı ilk anda büyülüyor. En etkileyici yanı ise hâlâ ayakta duran tiyatrosu; sahneye oturup Köprüçay vadisine baktığınızda, binlerce yıl öncesinin alkışlarını duyar gibi oluyorsunuz. Tur otobüslerinin uğramadığı, sessizliğiyle konuşan bir antik kent burası.
Kara Haydar’ın Yeri - Kutu Deresi / Tunceli

Munzur coğrafyasının en serin köşelerinden biri. Kutu Deresi kıyısında, doğanın tam ortasında kurulmuş mütevazı bir sofra. Suyun sesi burada fondan değil, başrolde. Tereyağında kızarmış alabalık ve sac üzerinde pişen sıcak ekmekle kurulan masa, şehir hayatının bütün gürültüsünü susturuyor. “Mekân”dan çok bir ruh hâli burası.
Valla Kanyonu - Pınarbaşı / Kastamonu

Valla Kanyonu, Türkiye’nin en derin kanyonlarından biri. Küre Dağları’nın dramatik coğrafyasında, insanın küçüklüğünü zarifçe hatırlatıyor. Seyir terasına çıktığınızda sis vadinin içine çökmüşse, manzara gerçeküstü bir tabloya dönüşüyor. Adrenalinle huzurun aynı kareye sığabildiği nadir yerlerden.
Miralem peynirleri – Menemen / İzmir

Miralem Peynirleri, endüstriyel değil, sabırlı üretimin temsilcisi. Özellikle uzun süre olgunlaştırılmış tulum peynirleri, Ege’nin kekik kokulu meralarını damağınıza taşıyor. Peynirin bir “ürün” değil, yaşayan bir kültür olduğunu burada daha iyi anlıyorsunuz.
Organik Koy Bungalow – Çamlıhemşin / Rize

Organik Köy Bungalow, Fırtına Vadisi’nin kalbinde, ahşabın ve yağmurun sesine uyanabileceğiniz bir yer. Sabah sis bulutları vadiyi sararken içilen çayın tadı uzun süre hafızadan silinmiyor. Burada zaman yavaş akıyor; hatta bazen duruyor.
Bottarga_restaurant – Kuşadası / Aydın

Bottarga Restaurant, Ege mutfağını modern dokunuşlarla yorumlayan özel bir durak. Deniz mahsulleri ve mevsimsel ürünlerle hazırlanan tabaklar hem rafine hem samimi. Gün batımında, masaya düşen turuncu ışık her şeyi biraz daha büyülü kılıyor.
Etenna beach bungalows – Çıralı / Antalya

Etenna Beach Bungalows, portakal ağaçlarının arasında, denize birkaç adım mesafede. Sabahları kuş sesleri, akşamları dalga sesi… Çıralı’nın sakin ritmini en iyi hissedebileceğiniz yerlerden biri.
Vasbos kitchen - Ayvacık / Çanakkale

Vasbos Kitchen ve Vasbos, Kaz Dağları eteklerinde doğallığı merkeze alan bir anlayışla üretim yapıyor. Menüler mevsime göre değişiyor; tabakta ne varsa toprakla bağı hissediliyor. Şarap eşleşmeleri ise bu deneyimi taçlandırıyor.
Mayadan restoran - Selçuk / İzmir

Mayadan Restoran ve Yedi Bilgeler, bağların arasında gastronomiyle doğayı buluşturan iki özel durak. Özellikle gün batımında bağ manzarasına karşı içilen bir kadeh şarap, Ege’nin neden bu kadar büyüleyici olduğunu anlatmaya yetiyor.
Ani - Kars

Ani, “1001 Kilise Şehri” olarak anılıyor. Arpaçay’ın kıyısında, sınırın hemen yanında yükselen bu kadim şehir, taşın hafızası gibi. Rüzgâr burada başka eser; geçmişi kulağınıza fısıldar.
Royal balloon - Kapadokya / Nevşehir

Royal Balloon ve Butterfly Balloons ile gün doğumunda Kapadokya semalarında süzülmek, hayatın “iyi ki” anlarından biri. Peri bacalarının üzerinden yükselirken ışığın vadiye yayılışını izlemek tarifsiz.
Birgi - Ödemiş / İzmir

Birgi, Osmanlı’dan kalma konakları ve taş sokaklarıyla yaşayan bir açık hava müzesi gibi. Özellikle Çakırağa Konağı’nın detayları, dönemin estetik anlayışını gözler önüne seriyor.
Efes Antik Kenti - Selçuk / İzmir

Efes Antik Kenti, antik dünyanın en görkemli şehirlerinden biri. Celsus Kütüphanesi’nin önünde durduğunuzda, tarihle aranızdaki mesafe neredeyse sıfırlanıyor. Mermer caddelerde yürümek, zamanda yürümek gibi.
Manej urla - Urla / İzmir

Manéj Urla, doğanın içinde, sade ama karakterli bir mutfak anlayışı sunuyor. Yerel üreticilerle kurduğu bağ sayesinde tabaklar mevsimin ruhunu taşıyor. Burada yemek bir ihtiyaç değil, deneyim.
Çetmihan otel - Yeşilyurt Köyü / Çanakkale

Çetmi Han Hotel, taş mimarisi ve Kaz Dağları manzarasıyla huzurun tanımı gibi. Sabahları kuş sesleriyle uyanıp, akşamları şömine başında günü kapatmak… Burası kaçış değil, dönüş gibi hissettiriyor.
Elbette hatırlamadıklarımız, henüz görmediklerimiz, bilmediklerimiz var.
Yorumlarda önerilerinizi bırakırsanız, belki bir sonraki yolculuğumuzun rotası sizin cümlelerinizden çıkar.
Çünkü biz varmak için değil, yolda olmak için seyahat ediyoruz.