Kalehan Hotel
Yazın güneşini tarih kokan gölgelerde karşılamak istiyorsan, seni Kalehan Otel’e doğru alalım… Çünkü bazı otellerde sadece konaklamazsın; geçmişle göz göze gelir, doğayla kucaklaşırsın.
“Burası başka bir dünya,” diyorum içimden… Kalehan Otel’in taş duvarlarının ardında uyanan sabah, sadece bir tatil sabahı değil. Adeta Ege’nin zamansız masallarından birinin içine düşmüş gibiyim. Her köşesi geçmişe göz kırpan, her ağacın gölgesinde başka bir hikâyeye rastlanan bu oteldeyim… Selçuk’un en yeşil köşesinde, tarihin kalbinde.
İlk göz temasımız dev ağaçlarla oluyor. “Gölgenize sığınabilir miyim?” desem, kabul edecek gibiler. Otel bahçesi öyle güzel ki… Burası betonun ortasında değil, zamanın dışında bir yer gibi. İçimde tuhaf bir huzur… Sanki uzun süredir aradığım dinginliği burada bulmuşum gibi.
Selçuk’a gelmek İstanbul’dan da, İzmir’den de, hatta Ankara’dan bile kolay. İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan 45 dakikalık bir yolculukla bu Ege mucizesine ulaşıyorsun. Otelin hemen yanı başında antik çağın izleri, Efes… Bir de kale var ki, sanki geceleri yıldızlara hikâyeler fısıldıyor.
Selçuk Otelleri seçgimizin özel bir parçası olan Kalehan sadece bir otel değil, aynı zamanda bir zaman makinesi. 45 yıldır Ayşe ve Hakan kardeşlerin özenle yaşattığı bu mekânda her taşın, her duvarın anlatacak bir anısı var. Odaların pencerelerinden baktığında sadece ağaçlar değil, geçmişin izleri de göz kırpıyor sana. İçeri girer girmez “Hoş geldin!” diyen o nostaljik koku var ya… Tam da o koku, çocukluğumuzdan kalma yaz tatillerini hatırlatıyor.
Kahvaltı masasında zeytinyağlı Girit peksimetiyle tanışıyorum. Zeytinler kendi zeytinliklerinden. Kabak çiçeği kızartması desen, sabah dalından kopmuş gibi taze. Girit köftesini yerken bir yandan da geçmişin sofralarında dolanıyorum sanki. Ve itiraf edeyim: “Acaba bu köftenin tarifini nasıl çalsam?” diye içimden geçiriyorum.
Öğleden sonra @selcukefeskentbelleği Müzesi’ne uğruyorum. Restore edilen eski bir Tekel binası şimdi sergilere, konferanslara ev sahipliği yapıyor. İnsanı düşünmeye iten, “geçmişi hatırlamak neden bu kadar iyi geliyor?” dedirten bir yer burası.
Carpouza Cafe’de çayımı içerken, tarihi su kemerlerinin üstünde yürüyen leylekleri izliyorum. Sahi, başka nerede böyle bir şey yaşanır ki? Karşımda eski tren istasyonu… Zaman durmuş gibi ama gülümsüyor bana.
Ege’nin güneşi yavaşça batarken Efes Gece Müzeciliği başlıyor. Haziran başı itibariyle Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi akşamları açık. Ay ışığında antik taşların arasında yürümek… Ah, tam da burada “Midnight in Paris” havası… Woody Allen olsam ben de filme burada başlardım.
Kalehan Otel çocuk dostu, hayvan dostu, ruh dostu bir yer. Patili dostlarını getirebilirsin. Bahçede özgürce koşturabilirler. Öyle samimi bir yer ki, sabah kahveni içerken diğer konuklarla çoktan sohbeti koyulaştırmış buluyorsun kendini.
Kurban Bayramı ile okul tatili arasındaki o kıymetli zaman dilimi var ya… İşte tam o ara buraya gelmek için altın fırsat! Hem fiyatlar hâlâ makul, hem hava şahane, hem de kalabalıklar daha adaya ulaşmadan sen tatilini tamamlamış oluyorsun. Kalehan’da 2025 yaz sezonuna şimdiden rezervasyon yapmak isteyenlere minik bir not:
@kucukoteller’den geldiğini söylersen %10 indirim seni bekliyor.
🧳 Burası kimler için mi ideal?
👉 Ruhunu dinlendirmek isteyenler için,
👉 Sabah kahvaltısında zeytinyağına ekmek banarken çocukluğunu hatırlamak isteyenler için,
👉 Antik taşların gölgesinde sevdiğini öpmek isteyen romantikler için,
👉 Ya da sadece “Biraz durmak istiyorum.” diyen herkes için…
Kalehan’da her şey sade ama çok anlamlı. O yüzden giderken içim biraz buruluyor… Otelden çıkarken “yine geleceğim” diyorum Ayşe Hanım’a. Gülümsüyor, “herkes öyle der” diyor.
“Bu otel, İzmir Selçuk Küçük ve Butik Otelleri ve Selçuk Otelleri arasında Küçük Oteller Sitesi özel seçkisinde yer almaktadır.”