Milo Cunda
Küçük Oteller Sitesi Editörü olarak bu kez rotam, Ege’nin en şiirli adalarından birine düşüyor.
Balıkesir’in Ayvalık kıyısında, zamana karşı direnen taş evlerin ve zeytin ağaçlarının arasında sakince duran Milo Cunda’dayım.
Bir Ada Hikâyesi: Milo Cunda’da Uyanmak
Sabah, odanın açık penceresinden içeriye dolan Ege esintisiyle uyanıyorum. O an fark ediyorum ki şehirdeki “uyanmak” ile buradaki “uyanmak” aynı fiil değil.
Burada uyanmak; hafif bir rüzgârın perdeyi okşaması, uzaktan gelen martı sesleri ve zeytin ağaçlarının “günaydın” fısıltısıyla oluyor.
Hele ki benim gibi deniz manzaralı bir odadaysanız… Kahve fincanını elinize alıp balkona çıktığınız anda dünya biraz sessizleşiyor. Kahve bir kahve olmaktan çıkıyor, küçük bir ritüele dönüşüyor.
Milo Cunda’nın en sevdiğim tarafı tam da bu hissi bozmadan misafirini karşılaması. Büyük, kalabalık ve kimliksiz konaklama anlayışından yorulanlar için burada daha tanıdık, daha içten bir atmosfer var.
Milo Cunda: Eviniz Gibi, Ama Biraz Daha Güzel
Otele adım attığınız an sizi karşılayan şey ihtişam değil; ölçülü bir şıklık ve ev rahatlığı. Modern çizgiler var ama abartı yok. Rahat ama özenli.
Üstelik konum gerçekten çok avantajlı. Cunda merkezine, limana, kafelere ve küçük dükkânlara yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. Tatilde araba kullanma zorunluluğu neredeyse tamamen ortadan kalkıyor.
Denize ise yalnızca yaklaşık 100 metre mesafede. Plaj kısmı kumluk; ne çok derin ne de sığ… Tam kararında. Özellikle çocuklu aileler için bu detayın önemli olduğunu düşünüyorum.
Otelin sahibesi Nilay Gökçer. Kendisiyle kısa bir sohbet etme fırsatı buluyorum ve Milo Cunda’nın arkasındaki yaklaşım çok net:
Misafirin kendini bir işletmede değil, iyi düzenlenmiş bir ada evinde hissetmesi.
Cunda Adası otelleri özel listemizde yer alan bu özel otel ifadesini genellikle başka bir bölge için kullanıyor olsak da, Milo Cunda da karakteri, samimi duruşu ve konaklama anlayışıyla Küçük Oteller Sitesi seçkisinin ruhunu birebir yansıtıyor.
Ada Ruhunu Hissetmek
Cunda Adası’nda zaman şehirdekinden daha yavaş akıyor.
UNESCO koruması altındaki zeytinliklerin arasında dolaşırken, binlerce yıllık bir hikâyenin parçasıymış gibi hissediyorsunuz.
Özellikle Patriça Yarımadası yürüyüş için çok etkileyici.
Tekneyle açıldığınızda ise Ayvalık Adaları Tabiat Parkı içindeki bakir koylar, adanın sadece güzel değil, aynı zamanda korunmuş bir doğaya sahip olduğunu da hatırlatıyor.
Milo Cunda’da konaklayanlar burada yalnızca deniz tatili yapmıyor; taş sokaklarda kayboluyor, begonvillerin altından geçiyor ve Cunda’nın yavaş ritmine gerçekten uyum sağlıyor.
Özellikle Cunda otelleri arasında merkeze bu kadar yakın olup, akşamları bu kadar sakin kalabilen çok az adres var.
Lezzet Durakları
Bir akşam Teo’s Restaurant’ta Ege mutfağının yıldızlarıyla buluşuyorum. Kabak çiçeği dolması, deniz börülcesi, zeytinyağlı enginar… Hepsi olması gerektiği gibi sade ve lezzetli.
Ertesi gün kahvaltı sonrası rotam Fero Cunda. Ayvalık tostu ve ada lorlu cheesecake gerçekten çok keyifli.
Akşam yemeğinde daha şef dokunuşlu bir deneyim arayanlar için
Sofia Ayvalık güzel bir alternatif.
Gün batımına doğru ise hafif müzik ve kokteyl eşliğinde
Se7en Local Pub’ta oturmak, Cunda akşamlarının en sevdiğim tarafı oluyor.
Biraz Kültür, Biraz Romantizm
Cunda’da günler sadece denizle geçmiyor.
Taksiyarhis Kilisesi’ni gezerken taş duvarların arasında geçmişin ayak seslerini duyuyorum.
Rahmi M. Koç Müzesi Rum mimarisi ve nostaljik objeleriyle oldukça etkileyici.
Aşıklar Tepesi’nden manzaraya bakarken kelimeler gerçekten yetersiz kalıyor.
Ve mutlaka uğranması gereken bir diğer durak:
Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı. Manzara, edebiyat ve tarih aynı noktada buluşuyor.
Gün batımı burada bir manzara değil, neredeyse bir tören gibi yaşanıyor.
Gezilecek Yerler ve Küçük Kaçamaklar
Ortunç Koyu – Mavi bayraklı, tertemiz
Patriça Plajı – Doğal, sakin ve huzurlu
Çataltepe – Doğa ve yaban hayatı
Sarımsaklı Plajı & Badavut Plajı – Günlük plaj kaçamağı için ideal
Ayvalık Çarşısı ve
Şeytan Sofrası – Gün batımında mutlaka
Geceler Uzun, Sohbetler Derin
Yaz akşamlarında Ayvalık Amfitiyatro’daki açık hava konserlerine gidip, dönüşte limanda dondurma yiyerek otele yürümek…
Cunda’da gece hayatı gürültüden çok; canlı müzik, deniz kokusu ve hafif bir rüzgâr eşliğinde uzayan sohbetlerden ibaret.
Ağustos sonuna kadar devam eden konserler, tatili küçük ama keyifli kültür molalarıyla zenginleştiriyor.
Kimler için uygun?
Milo Cunda, orta–üst segment bir konaklama sunuyor. Ne aşırı lüks, ne de sade bir pansiyon havasında.
Çiftler, çocuklu aileler (0–8 yaş arası bir çocuk ücretsiz) ve patili dostlarıyla seyahat edenler için oldukça uygun.
Kalabalıktan uzak ama merkeze yakın bir Cunda tatil planı yapan herkes burada mutlu olur.
Tek dezavantajı ise engelli erişimine uygun olmaması.
Buraya gelenler; sakin bir ada atmosferi, yürüyerek keşfedilen sokaklar, iyi restoranlar, denize kısa mesafede bir konaklama ve samimi bir ev hissi buluyor. Özellikle Cunda Adası otel arayışında olanlar için Milo Cunda, dengeli ve huzurlu bir alternatif.
Bu otel, Cunda Adası Küçük ve Butik Otelleri ve Ayvalık Cunda Otelleri arasında Küçük Oteller Sitesi özel seçkisinde yer almaktadır.