Mitera 1905, +16
Terk Edilmiş Bir Taş Ev ve İçine Sığan Her Şey
Urla: İzmir’in hemen yanı başında, kalabalıktan sıyrılmış, kendine has bir zaman ölçeğinde akan bir yer. Antik Klazomenai kenti burada kurulmuş; bağlar, zeytinlikler, körfez koyları ve köy pazarlarıyla örülü bir yarımada. Şarap rotası, arboretum, İskele’deki eski Urla Kiklat kayık üretim tersanesi, 360 Derece Derneği… civar köyler, yerel ürünler, köy pazarları. Demircili Koyu’nda gün batımını görmeden, Urla Karası şarabını tatmadan, Zoi Urla’da İbrahim Şef’in ellerinden çıkan taze bir deniz balığını yemeden buradan ayrılmayın. Deniz sezonunda Altınköy ve Demircili Plajları dolup taşıyor; erken gidin. Fine dining arayanlar için Michelin yıldızlı restoranlar da bölgede, rezervasyon şart.
bölgenin festivalleri başlı başına bir neden: Mart Dokuzu Ot Festivali, Uluslararası Enginar Festivali ve 14 Ağustos Bağ Bozumu Şenlikleri. bu ritme bir kez girenler bir daha kopamıyor.
2014. Mehtap Süner Susuzlu ilk hikaye kitabının heyecanını yaşıyor. tam o sırada terk edilmiş bir taş ev karşısına çıkıyor ve yazdığı her kelime ete kemiğe bürünüyor. sadece iki odasıyla içeriye adım atan herkesi gündüz rüya görmeye davet edecek bir yer hayal ediyor. bu hayal en büyük motivasyonu oluyor. dokuz yıl önce Özel Konaklama Tesisi ve Restoran olarak kapılarını açan Mitera 1905 böyle doğuyor.
restorasyon boyunca yalnızca binaya ait özgün taşlar kullanılmış, Horasan harcıyla bağlanmış. ilk kural: tarihi konağın taşlarının da nefes alması. her detay 125 yıl öncesi esas alınarak elle yeniden üretilmiş ve aynı yerine yerleştirilmiş. konağın ilk sahibi Manola Hanım, sonraki sahibi Saadet Hanım ve aileleri böylece onurlandırılmış. özel seçilmiş eşyalar misafirlerin kullanımına sunulurken öykülerdeki hikayeler bahçeye, odalara, mutfağa giydirilmiş. zihininde hazır olan her şey yerli yerine oturmuş.
içeriye girince fark ediyorsunuz: hiçbir eşya öylesine yerinde değil. bu farkındalık sizi hikayenin içine çekiyor; birer aktöre dönüşüyorsunuz. gerçeklikten sıyrılıp 100 yıl öncesinin bir öğle sonrasına davet ediliyorsunuz. bu mutlaka yaşanmalı.
mutfak: Rum, Levanten ve Sefarad lezzetleri öğle ve akşam yemeklerinde sunuluyor; Brunch sofralarında Ege zeytinyağlıları ve güçlü bir Patisserie mutfağı. patates kabuğunun bile çıtır cipse dönüştüğü, sıfır atık bilinciyle örülmüş, tescilli bir azınlık mutfağı bu. Yağcılar Köyü’ndeki kendi meyve ağaçlarından üretilen sular ve reçeller, ilaçsız doğal tarımla yetiştirilen taze otlar ve sebzeler. yerel üreticiyle yalnızca enginar tüketiminde buluşuyorlar; geri kalan her şey kendilerinin.
Mitera Mutfak, konağın ilk sahiplerini ve Urla’nın geçmiş ev sahiplerini yad etmek için yola çıkmış. kaybolmuş lezzetlerin adresi olmayı, bilinen akımların bir parçası olmamayı seçmiş.
yemek atölyeleri de bu seçimin parçası: Ege’de Bahar Sofraları kuruluyor, temsil ettikleri mutfağın kaybolmuş lezzetleri yeni nesile aktarılıyor.
Mitera aynı zamanda ilham veren bir buluşma noktası. kadın girişimcilere yönelik toplantılara, Dr. Psikolojik Danışman Ayşıl Susuzlu ile sağlıklı yaşam eğitimlerine ev sahipliği yapıyor. Tema Vakfı’na ve Kadın Kooperatifleri’ne yıllardır destek veriyor. üretmeyi seçen yerel kadının yanında duruyor.
basında geniş yankı uyandırmış: Oksijen Gazetesi’nden İclal Aydın’ın kaleme aldığı “Hayal Kurmak İyidir, Umduğumuzdan Daha da İyi Geçebilecek Bir Yaz Hayali Kime Ne Zarar Verir Ki”, Gülay Güler’in “Geçmişin Masumiyeti Sizi de Büyüleyecek” röportajı, Hürriyet’ten Müge Akgün’ün “Urla’da Sonbahar” yazısı akla ilk gelenler. Sony Music burada klip çekmiş, İzmir Sephardic Cuisine kitabının lansmanı ve ürün çekimleri burada gerçekleşmiş, Monocle’da yayımlanmış. Megalife Dergi çekimleri yapılmış, D&R yazarlarıyla kitap lansmanları düzenlenmiş. Enginar Festivali’nin kurucu paydaşlarından; yerel yönetimden ödüller almış, AKM’de öyküler anlatmış.
geleceğe dair: yıllardır düzenledikleri kültür sanat buluşmalarına daha fazla zaman ayırmak istiyorlar. kalabalıktan ayrılan fark tam da bu: kurmacayla gerçekliğin o çok gerçek bağı, bir kültür aktarım elçisi gibi emek vermek ve her gün yeniden geleceği inşa etmek.
Urla kasaba merkezinde, tarihi eski yerleşim yerinde ve Sanat Sokağı’na 3 dakika yürüyüş mesafesinde. konsept gereği evcil hayvan ve çocuk kabul edilmiyor.
SORU: konakta her nesnenin bir hikayesi var. siz hangi nesnenin hikayesini merak ederdiniz?