Assos Hunters, Kadırga Koyu
Tarih, doğa ve denizin buluşma noktası. Cennetten bir köşe; Assos.
Assos'a ilk gelişinizde anlıyorsunuz. Kazdağları'nın oksijeni arkanızda, Ege'nin taş gibi soğuk suyu önünüzde, arada 7. yüzyıldan kalma taşlar. Burası tam olarak o üçlemenin kesiştiği yer: Deniz, Kazdağları ve tarihi eser bölgesi.
Ben bu sefer Kadırga Koyu'ndaydım. @assoshuntershotel ‘de kaldım. Mavi bayraklı bir koy, suyu cam gibi. İstanbul'dan kaçanların ilk durağı burası zaten.
Günleri nasıl planlamalı derseniz, benim rotam netti:
- Assos Antik Kenti, Behramkale'nin tepesinde. Aristoteles'in bir zamanlar ders verdiği Athena Tapınağı'na çıkın.
- Assos Antik Liman, aşağıda. Taş sokaklarda yürüyüp bir kahve molası.
- Adatepe Köyü, zeytin ağaçlarının arasında taş evler.
- Yeşilyurt Köyü, Kazdağları'nın eteğinde, serin.
🥞 Kafe / restoran önerisi soracaktım, oteldekiler gülerek "bizim menüde aradıkları birçok şeyi bulabilirler" dediler. Haklılarmış da.
Kaldığım yer: Assos Hunters Hotel
Hikayesi tesadüfen başlamış. Otel satışa çıkmış, Belma Hanım’lar talip olmuşlar. Bu yola çıkarken en çok motive eden şey ise mutfağa, sunuma ve dekorasyona olan merakı olmuş. Misafir ağırlamaya da çok yeni başlamışlar, 16 Mayıs 2026'dan bu yana. Gördüğüm kadarıyla epey eski otelci gibi deneyimlilerdi.
🗝️ İşletmeci: Belma Akıncı Bilgiç
📍 Otel Kadırga Koyu’nda ve plajı var.
🐶 Evcil hayvan: Ne yazık ki uygun değiller.
👍 Spa: Jakuzi, Buhar odası, Sauna ve Masaj odası var.
Küçük Oteller takipçilerine özel: 2026 yılı boyunca %10 indirim imkanı sunuyorlar.
Mimari olarak Alaçatı konseptli, modern bir yorum denemişler. Bazı odalarda eski taş yapıyı ve bahçedeki ağaçlandırmayı özellikle korumuşlar.
Burada neyi mi sevdim? En çok "deniz ve yeşilin bir arada oluşu"nu. Gelenler oteli "küçük bir cennet" diye betimliyor, dinlenmiş ayrıldıklarını ve tekrar geleceklerini söylüyorlar. Abartı gelmedi, gerçekten sessiz.
Doğayla ilişkileri de basit: Yerel üreticilerden organik ürün almaya çalışıyorlar. Bölgede her yıl mayıs ayının sonunda da bir panayır kuruluyormuş, denk gelirseniz kaçırmayın.
Otelin içinde en sevdiğim detay: Antik Troya dönemini resmeden bir tablo yapmışlar, yanına Helen ve Paris'in büstünü koymuşlar. Arkasına geçip fotoğraf çektiriyorsunuz, bir anda "Helen'in yüzü bin gemiyi denize indirdi" repliğinin parçası oluyorsunuz. Homeros duysa gülerdi herhalde. Her köşesinde anı biriktirebileceğiniz, fotoğraf çekilebileceğiniz bir işletme olma fikri buradan geliyor zaten.
Mutfak kısmı: Sabah açık büfe kahvaltı gerçekten zengin. Reçeller, salça, zeytin, zeytinyağı hepsi yöreden ve organik.
Plajda öğle ve akşam menüsü de aynı şekilde dolu. Günlük 30 çeşit meze çıkıyor, ara sıcaklar, köfte, balık, tavuk, et çeşitleri, snack ürünler, liste uzuyor.
Neden burada kalmalı? Çünkü Assos'ta deniz-tarih-doğa üçgeninde, yürüyerek antik limana inebileceğiniz, sabah Kazdağları havası alıp öğleden sonra mavi bayraklı Kadırga'da yüzebileceğiniz az yer var. Hunters da tam o kavşakta, 24 odalı, sakin, gösterişsiz bir butik. İstanbul'dan bir kaçış arıyorsanız, mesafe de mantıklı.
Ben dinlenmiş ayrıldım. Tekrar gelirim mutlaka