Olimpos Köy Evi
Burası denize girip çıkılacak bir yerden biraz fazlası. Defne kokusunun antik taşlara karıştığı, sabah serinliğinde yürüyerek denize inebildiğiniz; öğleden sonra havuz kenarında oyalanıp akşam başka bir koyda gün batımına yetişebildiğiniz bir bölge. Homeros’un “şarap renkli deniz” dediği o Akdeniz hissi, burada hâlâ yer yer yakalanıyor.
Olympos’ta kalmanın bence en iyi tarafı şu: Sahile, antik kente, Çıralı’ya, Adrasan tekne turlarına, Yanartaş’a, Ulupınar’a ve Phaselis’e aynı tatilin içinde ulaşabiliyorsunuz. Yani tek bir plaja bağımlı kalmadan; sabah antik kentte yürüyüp öğlen denize girebilir, ertesi gün tekneyle koylara açılabilir, akşam da gökyüzünü izleyebilirsiniz. Araba varsa bölge çok daha keyifli; yoksa da Olympos’un kendi ritmi insanı birkaç gün yavaşlatmayı başarıyor.
Bu kez kaldığım yer @olymposkoyevi oldu.
Köyevi’nin hikâyesi de bu bölgeye yakışır türden. Kurucuları Gülistan ve İbrahim Pehlivan öğretmenlikten emekli olduktan sonra buraya tüm zamanlarını ayırmış. Ama başlangıç aslında daha eski: 28 yıl önce Batı Akdeniz kıyılarında gezerken Olympos Antik Kenti’ne girmişler; defne ağaçlarının altında, soğuk suların içinde yürümek yaz sıcağında onlara öyle iyi gelmiş ki burada yaşamaya karar vermişler. Karşılarına çıkan ilk yeri satın alıp projelerini kendilerinin oluşturduğu evi yapmışlar. Dost ağırlamakla başlayan bu hikâye, zamanla butik bir otele dönüşmüş.
Bugün Olimpos Köyevi Otel'de Anadolu mimarisinden, Olympos Antik Kenti’nden ve yıllar içinde biriktirilmiş eşyalardan izler var. Taş duvarlar, ahşap işçiliği, Amasya evlerini hatırlatan cumbalar, antik kemerler, kendine özgü tasarlanmış havuz, ahşap köşkler… Ama burayı asıl karakterli yapan şey, her objenin bir geçmişinin olması. Bakır sahanlar, eski araba tekerleri, antika koltuklar, halılar, el işlemesi perdeler, cam mozaik avizeler, taş mozaik masalar, 2002’de yapılan ahşap heykel sempozyumundan kalan eserler, duvar freskleri ve odalardaki orijinal resimler mekânı biraz daha kişisel kılıyor.
Taş duvarlara sarılmış sarmaşıkların altında, havuz çevresindeki puf minderli ahşap sedirlerde oturunca günün aceleciliği biraz azalıyor. Akdeniz sıcağında gölge arayanlar için de iyi bir kaçış noktası. Akşam, ahşap köşklerin üst katına çıkıp gökyüzünü izlemek; dolunay varsa bir kadeh şarapla geceyi uzatmak buradaki küçük ama yerinde ritüellerden.
Köyevi’nde konfor tarafı da düşünülmüş: klimalı odalar, kaliteli yataklar, sakin bir ortam ve her odada farklı bir dekorasyon var. Engelli kullanımına uygun bir oda bulunuyor. Çocuk misafir kabul ediliyor; 0–5 yaş ücretsiz, 5–11 yaş çocuk, 12 yaş ve üzeri yetişkin olarak fiyatlandırılıyor. Kedi ve köpek de kabul ediliyor; ancak önceden bilgi vermek gerekiyor ve yalnızca doğrudan bahçe girişi olan uygun odalarda, müsaitlik doğrultusunda konaklayabiliyorlar.
KÜÇÜKOTELLER10 kodunu belirtirseniz, müsaitlik doğrultusunda %10 indirim uygulanıyor. Kampanya başka fırsatlarla birleştirilemiyor.
Burada yeme içme, konaklamanın güçlü taraflarından biri. Sabah açık büfesinde kendi mutfaklarında hazırladıkları reçeller, soslar, ekşi mayalı keten tohumlu ekmek, menemen, fırın patates, taze kurabiye, poğaça, börek ve kekler var. Peynirler farklı yörelerden; zeytinler kendi kurdukları zeytinlerden, sebzeler ise Kumluca ve Kemer pazarlarından geliyor.
Akşam yemeğinde sıfır asitli sızma zeytinyağıyla hazırlanan zeytinyağlılar, günün çorbası, pilav ya da makarna, fırın patates; gününe göre mangalda balık veya tavuk kanat, fırın köfte ya da et sote, tatlı ve meyve sunuluyor. Öğlen için de kendi usullerinde hamburger, patates kızartması, makarna çeşitleri ve meyveli yoğurt gibi daha pratik seçenekler hazırlanıyor. Ekşi mayalı ekmek, limonata, yoğurt, hamburger ekmeği ve kahvaltılık hamur işleri de mutfakta üretiliyor. Kısacası burada “akşam ne yiyeceğiz?” sorusu tatilin en zor sorusu olmuyor.
Havuz günü uzatmak isteyenler için yeterince keyifli. Bir de masa tenisi, tavla, okey, Monopoly ve satranç var. Oyunların masum başladığı, sonra herkesin gereğinden fazla ciddiye aldığı turnuva atmosferini bilen bilir.
Olympos’ta gün nasıl planlanır?
İlk gün sabah erken saatte Olympos Antik Kenti’ne gidin. Antik kentin içinden geçen serin suların ardından Olympos Plajı’nda denize girin. Deniz çakıl taşlı, çok temiz, derin ve Köyevi’ne yaklaşık 2,5 km uzaklıkta. Sahilden Çıralı yönüne yürüyüp girişteki kafe ve restoranlarda mola verebilirsiniz. Akşam için Olympos’taki canlı müzik mekânları güzel bir seçenek.
İkinci gün Adrasan’dan tekne turuna katılıp koyları keşfedin. Akşamüstü Yanartaş’a çıkın; ardından Ulupınar’da su kenarında keyifli bir akşam yemeği planlayın. Yanartaş için rahat ayakkabı ve telefon feneri romantizmi artırır; taşlara takılıp düşmek ise azaltır.
Diğer günlerde Phaselis’i mutlaka listenize ekleyin. Köyevi’ne yaklaşık 15 km uzaklıktaki antik kent, üç ayrı koyuyla aynı günde keşfedilebiliyor. Çıralı sahili, Karaöz çevresindeki koylar, bölgedeki diğer antik kentler ve doğal su kaynakları da görülmeye değer. Kemer, Adrasan ve Kumluca pazarlarından yöresel sebze ve meyve almak da güzel bir mola olur.
Mayıs, haziran, eylül ve ekim ayları daha sakin ve huzurlu bir Olympos isteyenler için ideal. Köyevi aynı zamanda Likya Yolu üzerinde olduğu için özellikle bahar aylarında yürüyüş yapmak çok keyifli. Temmuz ve ağustosta ise deniz, tekne turları, barlar ve diğer aktiviteler daha hareketli. Sezon 1 Nisan–1 Kasım arasında açık.
Yaz boyunca gökyüzü ve bilim festivalleri ile meteor yağmuru gözlemleri de bölgenin takvimine göre takip edilebilecek deneyimlerden. Olympos’ta yaz akşamları canlı müzik ve DJ performansları da oluyor; programlar güne ve mekâna göre değiştiği için gitmeden önce kontrol etmekte fayda var.
Olimpos Köyevi’nin kahvaltısı ve akşam yemeği zaten konaklamaya dâhil. Dışarıda farklı bir öğün yapmak isterseniz Akhisar Köftecisi Olcay Usta köfte için, Havuzbaşı Restaurant Ulupınar’da su kenarında yemek için, Neşeli Balık Finike tarafında balık ve meze için, Parkvillas Restaurant ise Olympos’ta restoran ve bar atmosferi için güzel seçenekler.
Gece için Olympos’un klasiklerinden Kaktüs Bar’da yabancı rock, blues ve reggae; Shadow Bar’da Türkçe rock; Bull Bar’da elektronik müzik ve DJ performansları var. Eskiyeni ise geceyi uzatmak isteyenlerin uğradığı adreslerden biri. Programlar sabit değil; gitmeden önce o günkü akışı kontrol etmekte fayda var.