
Edirne'de Gezilecek ve Görülecek Yerler, Yeme İçme Önerileri
Edirne, sadece gezilecek yerleriyle değil, insanın içine işleyen atmosferiyle de hafızada kalıyor. Sokaklarında yürürken geçmişin izlerine rastlamak sıradan bir şey değil, çünkü burada tarih öyle sessizce değil, tam da gözünüzün içine baka baka varlığını hissettiriyor. Selimiye Camii'nin heybeti karşısında durduğunuzda yalnızca bir yapı değil, büyük bir ustalığın mirasıyla karşı karşıya kaldığınızı anlıyorsunuz. Bedesten ve Arasta Çarşıları'nda dolaşırken taş duvarlardan gelen serinlik, eski dükkanların ahşap kokusu size bu şehirde zamanın başka aktığını düşündürüyor. Nehir kıyısında yürüyüp tarihi köprülerin gölgesinde dinlenmek, büyük bir metropolün koşuşturmasından uzakta olmanın huzurunu veriyor. Karnınız acıktığında ise Edirne mutfağı tüm cömertliğiyle sizi kucaklıyor. Ciğer tavası belki ilk akla gelen ama keşfedeceğiniz başka birçok tat da var. Mis gibi badem ezmesi, tazecik peynirler, kahvaltı sofralarında özenle hazırlanan yöresel lezzetler bu şehrin ruhunu tamamlıyor. Edirne’ye gelen sadece bir yer gezmiş olmuyor, içi biraz dolmuş, kalbi biraz yavaşlamış biri olarak dönüyor.
Edirne Gezilecek Yerler
Edirne’yi gezerken kendinizi bir tarih kitabının içinde yürüyormuş gibi hissetmeniz kaçınılmaz. Her köşe başında bir hikaye, her yapının ardında yüzyıllara uzanan bir iz var. Şehrin dışında kalan ama mutlaka yolunuzu düşürmeniz gereken yerlerden biri Enez Kalesi. Denizle iç içe, tepeden aşağıyı izleyen bu kalenin taşlarına dokununca sadece manzarayı değil, geçmişi de izliyorsunuz. Aynı şekilde Hıdırlık Tabyası’na uğradığınızda Balkan Harbi’nin izlerini, Edirne’yi savunan Şükrü Paşa’nın hikayesini duyumsuyorsunuz.
Şehir merkezinde Rüstem Paşa Kervansarayı karşılıyor sizi. Mimar Sinan’ın eli değmiş, taşın gölgesinde yüzyıllık bir sessizlik barınıyor. Şimdi ise otel olarak hizmet veren bu yapının avlusunda biraz soluklanmak bile başka bir zaman dilimine açılan kapı gibi. Yine şehirde, Kıyık taraflarında sessizce duran Sweti George Bulgar Kilisesi var. Sabahları açık oluyor, uğrarsanız o taş duvarlar arasında farklı bir zamanın nefesini duyabilirsiniz.
Meriç Köprüsü ise Edirne’ye ait o klasik fotoğraf karelerinden biri. Nehrin üstünden geçerken ayaklarınız taşta, gözleriniz suda, kafanızda ise sadece o an var. Köprü bittiğinde karşınıza Hacı Adil Bey Çeşmesi çıkıyor. Etrafı sessiz, hikayesi güçlü bir yapı.
Meriç Köprüsü
Biraz ilerideyse Beyazıd ve Yalnızgöz köprüleri bulunuyor. Suların içinden geçmiş gibi hissettiren bu iki yapı, taşın sabırla nasıl güzelleştiğini gösteriyor. Aynı hissi Edirne Büyük Sinagogu’nda da yaşıyorsunuz. İçeri girdiğinizde sesiniz bile yankılanmaya çekiniyor. Restore edilip yeniden açılmış bu yapı, koca bir cemaatin, bir dönemin izlerini hala taşıyor.
Camiler ise bu şehrin olmazsa olmazları. Selimiye Camii zaten sadece Edirne’nin değil, bir mimarın tüm ömrünün özeti gibi. Taş taş üstüne konmuş, her detay ayrı bir hayranlık uyandırıyor. Avlusunda yürürken sadece mimaride değil, derin bir sessizlikte kayboluyorsunuz. Eski Camii, belki Selimiye kadar görkemli değil ama yaşı, duvarlardaki işlemeler ve içindeki sadelikle kendine has bir ağırlık taşıyor.
Üç Şerefeli Camii, sadece minareleriyle değil, geçiş döneminin mimarisiyle de dikkat çekiyor. İlk bakışta sade gibi ama içine girince kubbelerdeki renkli camlar ve kalem işleri sizi uzun süre içeride tutabiliyor. Biraz yukarı çıkarsanız Muradiye Camii karşılıyor sizi. Daha küçük, daha samimi ama çinileriyle göz kamaştıran bir yapı. İçeri girdiğinizde duvarlardaki detaylara uzun uzun bakmak istiyorsunuz.
Selimiye Camii
Edirne'ye Nasıl Gidilir?
Edirne’ye gitmenin en kolay yollarından biri kara yolu. İstanbul’dan çıktığınızda, özel araçla ya da otobüsle 2-2.5 saat gibi kısa bir sürede şehre ulaşıyorsunuz. Otobüs firmaları sadece İstanbul’dan değil; Ankara, İzmir, Bursa gibi büyük şehirlerden de Edirne’ye düzenli seferler yapıyor. Kendi aracınızla yola çıkacaksanız, O-3 karayolunu takip ederek rahat ve keyifli bir yolculukla şehre ulaşabilirsiniz. Yol boyunca uğrayabileceğiniz mola yerleri de var.
Trenle seyahat etmeyi sevenler için de bir seçenek mevcut. Halkalı’dan hareket eden TCDD trenleri Edirne’ye kadar gidiyor. Bu hat Sofya’ya kadar uzandığı için uluslararası bir ulaşım ağına da dahil.
Edirne’de havalimanı bulunmadığı için uçakla doğrudan gitmek mümkün değil ama İstanbul Havalimanı ya da Sabiha Gökçen’den araç kiralayarak ya da otobüsle kolayca ulaşılabilir. Uçaktan indikten sonra 2-2.5 saat içinde Edirne’ye varabilirsiniz.
Deniz kenarında bir şehir olmasa da, İstanbul’dan deniz otobüsüyle Tekirdağ’a geçip oradan karayoluyla devam etmek de tercih edilebilecek bir yol. Tekirdağ ile Edirne arası araçla yaklaşık 1.5 saat sürüyor.
Bir de Edirne’nin komşularını unutmamak gerek. Bulgaristan ve Yunanistan’a sınırı olan bu şehir, Kapıkule ve Pazarkule sınır kapılarından geçiş yapanlar için adeta ilk durak. Avrupa’dan gelen birçok gurbetçi ya da turist Edirne’ye bu kapılardan giriş yaparak ulaşıyor. Sınırı geçtikten sonra kısa bir araba yolculuğuyla şehre varmak mümkün.
Edirne Yeme-İçme
- Edirne’nin mutfağı deyince akla ilk gelen elbette yaprak ciğeri oluyor. İncecik doğranmış ciğerler una bulanıp kızgın yağda çıtır çıtır pişiyor. Bu lezzetin adı çoğu yerde tava ciğer ama Edirne’de bir başka oluyor. Şehrin sokaklarında gezerken ciğerin kokusu burnunuza geldi mi, doğru yere geldiniz demektir. Hem porsiyon olarak hem dürümle servis edilir, ama en güzeli yanında acı biber kızartmasıyla yemektir. Niyazi Usta, İlhan Kazım ve Aydın Tava gibi yerler bu işin ehli.
- Edirne ciğeriyle meşhur olabilir ama ciğerle işi sadece tava ciğerle bitmiyor. Bir de ciğer sarması var ki, bu biraz daha ustalık işi. Baharatlarla harmanlanan ciğer içi, kuzu gömleğine sarılıyor ve fırına veriliyor. Görüntüsü sarma ama tadı bambaşka. Edirne’nin geleneksel mutfağında ciddi bir yeri var. İlhan Kazım Usta veya Akgünler Ciğercisi gibi mekanlarda ciğer sarmayı bulabilirsiniz.
- Yalnızca et yemekleri değil, çorbalarıyla da doyurur Edirne. Kışın içinizi ısıtacak bulgur çorbası, tereyağı, salça, sarımsak ve tabii ki bolca bulgurla hazırlanıyor. Yedikçe insanı tok tutan bu çorba, sağlıklı ve tam bir ev yemeği hissi verir. Kartopu ya da Balkan Piliç gibi esnaf lokantalarında bulabilirsiniz.
- Bir başka ev yemeği havasındaki lezzet de soğanlı tavuk yahni. Bildiğiniz tavuk yahnisinden farkı, içinde bolca arpacık soğan kullanılıyor olması. Salçalı, sarımsaklı bu yemek, genellikle pirinç pilavı eşliğinde geliyor ve ağızda dağılıyor. Edirne Saray Lokantası ya da Ayçiçeği Restoran’da bu yemeği denemek mümkün.
- Edirne’ye özgü ve biraz da farklı bir mantı çeşidi denemek isterseniz, kandilli mantıyı mutlaka deneyin. Klasik mantıdan farklı olarak içinde kanat, pirinç ve defne yaprağıyla harmanlanmış but eti var. Sarımsaklı yoğurtla servis edilse de, sade hali de epey lezzetli. Çökermet Cafe ya da Melek Anne Restoran’da karşınıza çıkabilir.
- Kadınbudu köfteye gelirsek, bu köftenin Edirne versiyonu, Balkan mutfağının izlerini taşıyor. Pirinçli, kıymalı bu köfte hem fırında hem tavada pişiriliyor, dışı çıtır, içi yumuşak oluyor. Ege Mutfağı ya da Balkan Piliç Lokantası’nda deneyebilirsiniz.
- Bir meze klasiği olan mamzana, közlenmiş patlıcanın domates, yoğurt ve maydanozla buluşmuş hali. Kebap sipariş ettiğinizde, masaya sizin istemenize gerek kalmadan gelir. Asmaaltı Ocakbaşı ya da Mezze’s gibi mekanlarda lezzetini en net haliyle bulursunuz.
- Edirne köftesi, kuzu kıymasıyla yapılıyor. Genellikle ekmek arası tercih ediliyor ama porsiyon olarak da sunuluyor. Ciğer kadar popüler olmasa da seveni çok. Köfteci Osman veya Hüseyin’in Yeri gibi mekanlar bu köftenin hakkını veriyor.
- Edirne mutfağında Balkan esintilerini hissettiren bir diğer yemek ise Elbasan tava. Kuzu kolu, yoğurtlu sosla buluşup fırınlandığında ortaya çıkan bu yemek, özel günlerin gözdesi. Ustam Yemek Salonu ya da Aydın Tava bu lezzeti en iyi sunan yerlerden.
- Piyaziye, adını duyar duymaz klasik piyaz sanabilirsiniz ama bu farklı. İç harçlı bir soğan yemeği aslında. Osmanlı’dan kalan bir miras. Sumaklı, sirkeli sosuyla özellikle köfteyle çok yakışıyor. Asmaaltı ya da Köfteci Osman’da denemeniz mümkün.
- Sıradışı lezzetleriyle mutfağını zenginleştiren Edirne’de mutancana da ayrı bir yerde durur. Etle bal, erik, incir gibi meyveler bir araya geliyor. Osmanlı saraylarından günümüze uzanan bu tarifin tadına Ayçiçeği Restoran veya Ponsetya’da bakabilirsiniz.
- Mutancana ile benzerlik gösteren ama malzeme açısından ayrışan zirva da yine saraydan sofralara gelen özel bir yemek. Kuzu etiyle yapılan bu tatlı-tuzlu karışımı yemek, özellikle Ramazan sofralarında tercih edilir. Salih Serkan Ciğercisi ve Ponsetya iyi adreslerden.
- Tatlıya gelecek olursak da Edirne’nin sembollerinden biri de badem ezmesidir. Eskiden padişahlara ikram edilen bu tatlı, badem ve şekerin birleşimiyle oluşuyor. Keçecizade ve Edirne Sultanzade bu işin ustaları.
- Bir de gaziler helvası var. Asker uğurlamalarında yapılan, un, badem, tereyağı ve sütle hazırlanan bu helva, Edirne’nin geçmişine de ışık tutuyor. Helvacı Ali ya da Esatlar Helva’da tadılabilir.
- Cevizli oturtma ise, bayramlarda yapılan, şerbetli, cevizli bir hamur tatlısı. Trakya’ya özgü bu tatlı Lavanta Pastanesi’nde ya da Füruzan’da karşınıza çıkabilir.
- Zerde ise zerdeçalın verdiği o sarı rengiyle hem göze hem damağa hitap ediyor. Osmanlı döneminden gelen bu tatlı, özellikle gül suyu ve zencefille farklı bir tat sunar. Arslanzade ya da Asmaaltı Ocakbaşı'nda bulabilirsiniz.
Yaprak Ciğeri
Edirne'de Konaklama Önerileri
Rüstempaşa Kervansaray Hotel: Edirne'de Ardas Nehri'ne 22 km uzaklıkta yer alan Rüstempaşa Kervansaray Hotel bahçe, ücretsiz özel park yeri, restoran ve barı ile konaklama olanağı sunmaktadır. Bu 5 yıldızlı otelde oda servisi, 24 saat açık resepsiyon ve ücretsiz WiFi erişimi mevcuttur.
Özen Hotel Edirne: Edirne'de Ardas Nehri'ne 27 km mesafede yer alan ÖZEN HOTEL teras, ücretsiz özel otopark, restoran ve bar ile konaklama imkanı sunmaktadır. Bu 3 yıldızlı otelde ücretsiz WiFi erişimi, oda servisi ve 24 saat açık resepsiyon mevcuttur.
Daha fazla konaklama seçenekleri için Edirne Otelleri sayfamıza göz atabilirsiniz.