
Bir Ege Rüyası: Çeşme ve Alaçatı Gezi Rehberi
Bir Ege rüyası düşün; rüzgar sörfüne açılan Ilıca’nın altın kumlarından, sakız çiçeği kokan Alaçatı sokaklarına uzanan bir yolculuk. Çeşme’de hayat, İzmir’e yalnızca bir saat mesafede ama sanki başka bir zaman diliminde akıyor. Burada zaman biraz daha yavaş, insanlar biraz daha huzurlu, her şey ise kendine has bir zarafet taşıyor. Taş evlerin gölgeli avlularında serinlerken, sahil restoranlarında deniz mahsullerinin en tazesini tatmak mümkün. Gastronomi sahnesi, bir yanda ince düşünülmüş fine dining tabaklarıyla öne çıkarken, diğer yanda Ege’nin mütevazı lezzetlerini sofralara taşıyor. Gündüz denizle dolan saatler, akşamları dostlarla kurulan uzun sofralara dönüşüyor. Çeşme’nin her mahallesi ayrı bir hikaye anlatıyor; Alaçatı’nın canlı sokakları, Ilıca’nın dingin plajları, Ovacık’ın doğallığı ya da Germiyan’ın sanatla iç içe köy havası birleşince Çeşme, sadece yazlık bir tatil beldesi değil; deneyimle, hissederek ve tadına vararak keşfedilecek bir coğrafya haline geliyor.
Çeşme ve Alaçatı'ya Neden Gitmeli?
Çeşme ve Alaçatı'yı kime sorsak bambaşka bir güzelliğini anlatır. Tek sorunun ise son yıllarda artan kalabalık ve yüksek ses olduğunu da ekleyenler olacaktır elbette. Ancak geçtiğimiz yıl mekanlardan yükselen ses için de bir çözüm bulundu ve 75 desibel harekatı başlatıldı. Artık Çeşme ve Alaçatı sokaklarında belirli bir saatten sonra çok yüksek sesler duymak mümkün değil. Kalabalığa ise elbette çare yok! Çeşme ve Alaçatı bu kadar güzelken kalabalık olmaması da haksızlık olurdu zaten. "Peki Çeşme ve Alaçatı'yı ben neden gitmeliyim?" diyen herkes için verilecek bir cevap ver elbette! Bir kere bu kadar kalabalık olmasına rağmen Çeşme ve Alaçatı sokakları çok güzel! Sahilleri hem denize girmek için hem de rüzgar sörfü yapmak için ideal. Birbirinden renkli mekanlarında Ege mutfağına özgü enfes tatlar var! Üstelik yerel halk hem çok samimi hem de çok misafirperver. Daha fazlası da var fakat sayfalar yetmez. İyisi mi biz daha fazla geç olmadan seni bu yaz Çeşme ve Alaçatı kıyılarına doğru alalım.
Çeşme ve Alaçatı'da Otel Önerileri
İncirliev Hotel: Bir köşeyi dönünce karşıma çıkan İncirliev Otel'i gördüğüm an, “tamam” dedim, “burası benim tatil evim olacak.” Öyle büyük devasa lobiler, kristal avizeler yok ama içtenliğiyle kocaman sarıyor sizi. Kapısından girdiğinizde sanki uzaktaki bir akrabanın yazlığına gelmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Ama sakın yanlış anlaşılmasın: burası bildiğiniz orta segment değil, orta lüks bir otel. Kendine has bir rafinelikle ev rahatlığını birleştirmiş.
Casa Bella Hotel: Alaçatı’dan geçerken insan ister istemez yavaşlıyor. Sokaklarda yürürken taş evlerin gölgesi serinletiyor, rüzgar hafif hafif yüzünü okşuyor, her köşeden çıkan begonviller sanki daha canlı, daha renkli görünüyor. Akşam olunca ise o eski usul sokak lambaları koca bir kasabayı romantik bir sahneye çeviriyor Böyle bir atmosferin ortasında, Casa Bella Hotel karşınıza çıkıyor. Abartısız, doğal ve huzurlu… Bahçesi öyle geniş ve yemyeşil ki adım attığınız anda şehrin gürültüsünü tamamen unutuyorsunuz.
Casa Bella Hotel
Daha fazla konaklama önerileri için Çeşme ve Alaçatı Otelleri sayfamıza göz atabilirsiniz.
Çeşme ve Alaçatı'dan Bunları Yapmadan Dönme!
Hem Çeşme'de hem de Alaçatı'da yapılacakların bir sınırı yok. Kaç gün kalırsan kal, bu kıyılarda olmanın tadını çıkaracağın pek çok aktivite seni bekliyor.
- Tatilini denk getirebilirsen Alaçatı Ot Festivali zamanını kaçırma! Genellikle mart sonu ve nisan başı gibi yapılan festival için Alaçatı sokaklarına boylu boyunca uzanan tezgahlar kuruluyor. Tezgahlarda Alaçatı'ya özgü otlu yemeklerden reçellere, sakızlı ürünlerden zeytinyağına kadar pek çok şey satılıyor. Ayrıca çeşitli atölyelerle etkinlikler de mevcut. Sen de bu heyecana ortak olup Alaçatı'nın yöresel ruhuyla tanışabilirsin mesela… Ayrıca kahve tadımı, dans ve yoga gibi pek çok etkinlik de bu festivalde seni bekleyen şeylerden bazıları…
- Güne Alaçatı'da yöresel bir kahvaltıyla başlayabilirsin. Akşam olduğunda ise Çeşme Marina'daki balıkçılardan birine kurulup hem manzaranın hem de taze deniz mahsullerinin tadını çıkarabilirsin. Gece olduğunda ise Alaçatı'ya dönüp birbirinden renkli konsept barlarda dilediğince eğlenebilirsin. Bu söylediklerimiz gözünü korkutmasın. Çünkü Çeşme ile Alaçatı arasındaki mesafe sadece 15 dakika sürüyor!
- Sörf yapma fikrine ne dersin? Alaçatı'nın rüzgarlı kıyılarında sörf yapabileceğin pek çok merkez var. Üstelik ister rüzgar sörfü konusunda uzman ol istersen yeni başlamış ol, hiç fark etmez. Sörf merkezlerinde hem ekipman kiralama imkanı hem de amatörlere özel ders hizmeti mevcut. Sen de bir gününü rüzgar sörfüne ayırıp heyecan dolu anlar yaşayabilirsin bizce!
- Antika sever misin? Cevabın "evet" ise senin için de bir önerimiz var. Alaçatı'nın Hacımemiş mahallesinde aradığın gibi bir parça bulabileceğin pek çok antikacı var. Hiçbir şey almasan bile geçmişin ruhunu yansıtan bu dükkanları dolaşabilirsin.
- Çeşme tatil yapıyorsan Çeşme Kalesi ve Müzesi'ne çıkmaman büyük haksızlık olur! Müze içerisinde Çeşme ve etrafından çıkan etnografik eserler sergileniyor. Müzenin girişindeki sanat galerisinde ise yılın belirli zamanlarında sergiler düzenleniyor. Sen de Çeşme tarihini merak ediyorsan hem çok özel eserleri görebilir hem de Çeşme kalesine çıkıp enfes manzarayı izleyebilirsin. Ya da tatil dönemine denk gelirse Türk sanatının önemli isimlerinin sergilerini gezebilirsin.
Çeşme ve Alaçatı'da Yeme-İçme Önerileri
Yemekle aran iyiyse Çeşme ve Alaçatı tatili seni fazlasıyla mutlu edecek! Çünkü hem Alaçatı'da hem de Çeşme'de Ege mutfağının en güzel tatlarını deneyebileceğin sayısız mekan var. Güne başlarken ekşimikli biberin, tulum peynirinin ve yumuşacık pişilerin eksik olmadığı sofralara oturabilirsin. Lezzetiyle olduğu kadar tazeliğiyle de kalbine taht kuracak kahvaltılar için pek çok mekan seçeneğin var.
- Alaçatı'da, Çamlık Yolu üzerindeki Demlik Kafe'ye gitmeni öneririz. Mekanın sahibesi Ayşegül Hanım'ın ünü Alaçatı sınırlarını aşan böreğine ve kafenin şirin atmosferine bayılacağına eminiz. Kahvaltıdan sonra sahillerde Ege denizine doyacaksın ama bu kez de miden zil çalacak! İşte tam bu sırada Çeşme'nin ünlüsü kumruyu mutlaka denemelisin. Kumru için ise hem Kumrucu Şevket'in hem de Erol'un çok başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Hem Çeşme'de hem de Alaçatı'da karşına sıklıkla çıkan Kumru'yu her seferinde başka yerde görünce hepsine bir şans vereceksin zaten.
- Akşam yemeği içinse pek çok seçenek bekliyor seni. Ama önceliği Çeşme'nin otlu yemeklerine ve zeytinyağlı lezzetlerine vermelisin. Mesela asma yaprağından sarma, Şevket-i bostan otu yemeği ve otlu gözlemeyi mutlaka denemelisin. Bunları denemek için ise en güzel yer Asma Yaprağı Restaurant. Hacımemiş mahallesindeki restoranın bahçesi de enfes! Balık severler ve mezeye doymayanlar için de hem Alaçatı'da hem de Çeşme'de pek çok balıkçı seçeneği var. Ancak bizim önerimiz; Alaçatı'da Kaptan'ın Yeri'ni, Çeşme'de ise Ferdi Baba Restaurant'ı denemen olur. Unutmadan sakızlı dondurma ve sakızlı kurabiye de Çeşme ve Alaçatı'da denemen gerekenlerden. Rumeli Pastanesi, İstanbul Pastanesi ve İmren Kafe'de hem dondurmanın hem de kurabiyenin en tazesini bulabilirsin, bizden söylemesi.
-
Korto Alaçatı, burası biraz bar, biraz restoran ama aslında hepsinden fazlası. Bar kısmında yaratıcı kokteyller hazırlanıyor, mutfakta ise Japon mutfağından esinlenen lezzetler var. Taptaze sushi roll’lardan çıtır tempuralara, mis gibi ramen tabaklarına kadar seçenek bol. Gece ilerledikçe sahneye canlı müzik geliyor; elinde Yuzu kokteyli, masanda sashimi, kulağında akustik şarkılar… tam da Alaçatı ruhuna uygun bir akşam.
-
Sota Alaçatı deniz ürünlerini en şık haliyle tatmak istersen adresin burası olmalı. 2024’te Michelin listesine girmeyi başarmış bir yer. Viento Otel’in içinde, oldukça zarif bir atmosferi var. Mutfağında hiçbir şey tesadüfe bırakılmıyor; sezon dışı ürün yok, her şey özenle seçiliyor. Kabuklu deniz mahsulleri başrolde, yanında uyumlu şaraplar ve kokteyller…
-
Yeni Yer Alaçatı, Alaçatı–Ovacık yolu üzerinde, sanki bir tarlanın ortasına gizlenmiş bir keşif. Bahçesi, çakıl taşlı yürüyüş yolları ve rustik detaylarıyla sana şehirden çok uzaklarda hissettiriyor. Menüde odun ateşinde pişen kaburgalı pide, tütsülenmiş etler, mangalda kuzu kokoreç var. Yanına da yaratıcı kokteyller eklenince geceyi DJ performanslarıyla sabaha kadar devam ettirmek mümkün.
-
Argentina Grill by The Stay Warehouse: Cumartesi akşamları The Stay’in büyüleyici bahçesi adeta Arjantin’e dönüşüyor. Odun ateşinde pişmiş etler, tütsülenmiş kaburgalar, şaraplar ve zeytin ağaçlarının altındaki loş ışıklarla bambaşka bir atmosfer. Sadece yemek değil; hatırlanacak bir deneyim yaşatıyor.
-
Kolburano’s: Reisdere’nin taş sokakları arasında, 200 yıllık bir binada Damla ve Emre Kolburan’ın tutkusu hayat buluyor. Odun ateşinde pişen pizzalar, ev yapımı makarnalar ve deniz mahsullü sürpriz tabaklar menüde öne çıkıyor. Bahçesinde incir ve dut ağaçlarının altında gün batımında şarap içmek ise ayrı bir keyif. Burada zaman da yemekler gibi yavaşlıyor.
-
Roka Bahçe: Alaçatı’nın Hacımemiş mahallesinde saklı bir bahçe. Gökhan Safkan’ın İstanbul’daki deneyimini Alaçatı’ya taşıdığı bu restoranda Ege otları, deniz ürünleri ve mevsimlik malzemeler öne çıkıyor. “Ortaya karışık” tabakları, ahtapot salatası, deniz mahsullü şehriyesi unutulmaz. Girişteki küçük sanat galerisi de mekâna bambaşka bir dokunuş katıyor.
-
Fava: Alaçatı’nın kalbinde ama kendi sessizliğinde… 1850’den kalma taş bir Rum evinde yer alan Fava, romantik atmosferiyle Ege mutfağının en rafine hallerini sunuyor. Mezeler, deniz ürünleri, otlar ve bahçesindeki üzüm bağlarının gölgesiyle tam bir Ege düşü.
-
Mano del Sol: Alaçatı’nın sahil ruhuna modern ve zarif bir yorum. Gün boyu sakin, şık bir beach deneyimi sunuyor. Doğal tonlarda dekore edilmiş alanları, gün batımına özel kokteylleri ve hafif Akdeniz tabaklarıyla yaz günlerini keyifli kılıyor.
Korto Alaçatı
Çeşme ve Alaçatı'da Gezilecek Yerler
- Çeşme ve Alaçatı tatilin boyunca bölgede gezip görmen gereken pek çok yer seni bekliyor. Keşfe her daim canlı olan Çeşme Marinası ile başlayabilirsin. Marinada keyifli yürüyüşlere çıkabilir, mekanlarda manzaraya karşı kahve içmenin keyfini yaşayabilirsin.
- Tatilin cumartesi gününü de kapsıyorsa Alaçatı'da kurulan semt pazarını mutlaka gezmelisin. Taze meyve kokusunun etrafa yayıldığı pazarın tezgahlarındaki ürün çeşitliliğine inanamayacaksın. Taze meyve ve sebzenin yanı sıra Ege'ye özgü otlar ve çiçekler pazardan alabileceklerinden bazıları... Ancak bu kadarıyla da sınırlı değil elbette. Pazarda mağazaları aratmayacak kıyafet ve aksesuar seçenekleri de seni bekleyenler arasında... Bu sebeple pazara gitmeyi planlıyorsan yanına büyük bir bez torba almayı unutma!
- Çeşme’nin en özgün köşelerinden biri Delikli Koy. Adını rüzgar ve dalgaların sabırla oyduğu, doğal kemer şeklindeki kayadan alıyor. Ulaşması biraz zahmetli, tozlu yollardan geçip yavaş yavaş aşağıya inmek gerekiyor. Tam da bu zorluk yüzünden bakirliğini koruyor. Burada geniş bir plaj yerine kayalık kıyıda gün batımını selamlamak, doğanın ritmiyle baş başa kalmak mümkün.
- Çeşme denince ilk akla gelen yerlerden biri Ilıca Plajı. Beyaz kumları ve neredeyse yürüyerek açılabileceğiniz kadar sığ deniziyle özellikle sabahları büyüleyici bir atmosfere sahip. Denizin altından gelen doğal termal kaynaklar suyu her daim ılık tutuyor. Bu yüzden hem aileler hem de uzun süre denizde kalmak isteyenler için en keyifli adreslerden biri.
- Kalabalıktan uzak durmak isteyenler için Sakızlıkoy gerçek bir saklı cennet adeta. Küçük bir girinti gibi görünse de berrak suyu ve sakız kokulu esintisiyle doğaseverleri hemen cezbediyor. Burada yapılaşma yok, gürültü yok. Çeşme’nin en huzurlu yerlerinden biri.
- Bugün çoğu kişi Aya Yorgi’yi beach club’larla tanıyor. Oysa sabahın erken saatlerinde buraya giderseniz koyun doğal güzelliğini yakalayabilirsiniz. Kayalıklarda yürüyüş yapmak, taş merdivenlerden denize inmek, turkuaz sularda yalnızca dalgaların sesini duymak tarifsiz bir his. Suyun berraklığı şnorkel meraklıları için de ayrı bir keşif alanı.
- Tekneyle ulaşılabilen Eşek Adası, Çeşme’nin doğaya en sadık kalmış noktalarından. Ada çevresindeki deniz neredeyse cam gibi berrak. Tekneden atlayıp yüzmek, kendinizi Akdeniz’in kalbinde bulmak gibi. Sessizliği korumak için teknelerde yüksek müzik pek çalınmıyor, bu da atmosferi daha da özel kılıyor. Karaya çıktığınızda ise yürüyüş için el değmemiş patikalar sizi karşılıyor.
- II. Bayezid döneminde 1508’de inşa edilen Çeşme Kalesi, şehrin simgelerinden. Bir dönem Osmanlı donanmasının en önemli savunma yapılarından olan kale, 1770 Çeşme Deniz Savaşı’nın da sessiz tanığı. Bugün hem müze hem de festival alanı olarak kullanılıyor. Deniz manzarasına karşı tarih koklayan surlarda gezinmek ayrı bir deneyim.
- 19. yüzyılda Rum Ortodokslar tarafından inşa edilen Ayios Haralambos Kilisesi, Çeşme merkezinde taş mimarinin zarif bir örneği. Uzun süre kapalı kaldıktan sonra restore edilip kültür-sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaya başladı. İçeri girdiğinizde yüksek tavanlar, fresk izleri ve dingin atmosfer sizi karşılıyor.
- Alaçatı’nın taş evleri yalnızca birer yapı değil, yaşam biçiminin simgesi. Dar sokaklarda yan yana dizilen bu evlerin kalın taş duvarları yaz sıcağını içeri almazken, mavi panjurlar güneşi yumuşatır. Sokaklarda dolaşırken yasemin, lavanta, toprak kokuları arasında kaybolursunuz. Rumlardan kalan birçok ev bugün küçük otel ya da şirin bir kafe olarak hayatına devam ediyor.
- Kasabanın siluetini tamamlayan Alaçatı Yel Değirmenleri, 1800’lü yıllardan bugüne kalmış simgeler. Eskiden un öğütmek için kullanılan bu taş yapılar, artık daha çok gün batımını izlemek isteyenlerin durağı. Bazıları kafeye dönüştürülmüş olsa da çoğu orijinalliğini koruyor. Değirmenlerin önünde oturup kasabaya yukarıdan bakmak, zamanı yavaşlatıyor.
Delikli Koy