
Eylül Ayı En Güzel Balayı Otelleri ve Eylül Tatil Rotaları
Eylül, balayı için tam da hayalini kurduğunuz o dingin ve romantik atmosferi yaşatıyor. Yazın o yakıcı sıcakları geride kalmış, günler artık hafif bir esintiyle serinlemiştir. Turist kalabalıkları yavaş yavaş çekildiğinden, plajlarda ve koylarda adeta size ait bir sessizlik hakimdir. Deniz hala yaz kadar sıcak ve davetkar, suya her daldığınızda sanki yazdan kalan son hediyeyi toplar gibi hissedersiniz. Sabahları hafifçe serinleyen hava, akşamüstleri ise “hırkanı al” diyen tatlı bir serinlik getiriyor, bu da sahilde el ele yapılan yürüyüşleri daha da özel kılar. Eylül’ün ışığı başka olur; gün batımı sırasında gökyüzü, sanki ressamın fırçasından çıkmış gibi pembe, turuncu ve mor tonlara boyanır. Ege ve Akdeniz’in bu mevsimdeki renkleri canlıdır; koylarda maviyle yeşilin iç içe geçtiği manzaralar, küçük otellerin huzurlu köşeleri ve akşam yemeklerine eşlik eden hafif meltem, balayınızı sıradan bir tatilden çok daha fazlasına dönüştürüyor.
Eylül Ayı En Güzel Balayı Otelleri ve Eylül Tatil Rotaları
- Dalyan Resort, +12
- Cumbalı Konak Hotel, +12
- İda Blue Otel, +18
- Hiddenbay (+12 Adult Only)
- Linasya Otel
- Turan Hill Lounge
- Oyster Residences Hotel, +14
- Nuup Hotel
- Glenn Hotel & Beach
- Kaya Guest House
Dalyan Resort, +12
Eylül ayında balayı için Dalyan mükemmel bir seçenek. Dalyan Resort, çayın hemen kenarında yer alıyor ve o an geldiğinizde sanki şehirden çok uzak, huzurlu bir köye adım atmış gibi hissediyorsunuz. Odalar pastel tonlarda ve çiçek desenleriyle romantik bir hava yakalanmış, yüksek tavanlı odalarda kendinizi evinizde gibi rahat hissediyorsunuz. Dalyan’a gelmişken yapılacaklar listesi de bir hayli uzun; önce İztuzu Plajı’na gidip caretta carettaları izleyin, otelin teknesiyle direkt İztuzu Plajı’na servis sağlanıyor, böylece denize gitmek çok daha keyifli ve zahmetsiz oluyor. Ardından Köyceğiz Gölü etrafında yürüyüş yapabilir veya bisiklet kiralayıp gezebilirsiniz. Pazartesi günü denk gelirse Köyceğiz’deki semt pazarını mutlaka gezin; taze meyve, sebze ve yerel ürünler insanı büyülüyor. Biraz dinlenmek isterseniz Sultaniye Kaplıcaları’na uğrayabilirsiniz. Termal sularında şifa bulmak mümkün, radyoaktif suyun pek çok rahatsızlığa iyi geldiği söyleniyor. Daha maceralı bir şey isterseniz Dalyan civarında jeep safari turlarına katılabilir, hem doğayı keşfedebilir hem de bölgenin tüm güzelliklerini görebilirsiniz. Dnalya’ın Akdeniz’le buluştuğu Delikli Ada’yı ziyaret etmek de ayrı bir keyif; adanın ortasındaki delik, buraya adını vermiş. Kuş gözlemcileri için de Dalyan çok özel bir nokta, nesli tükenmekte olan kuşları görmek mümkün. Biraz daha uzaklaşmak isterseniz, Dalyan’dan yaklaşık yarım saatlik tekne yolculuğu ile 12 Adalar’ı keşfedebilirsiniz.
Cumbalı Konak Hotel, +12
Alaçatı’ya gelince hissedeceğiniz ilk şey, tarih ve ruh oluyor. Cumbalı Konak Alaçatı tam da bunun için var. Biliyor musunuz, bu kasabanın adı eskiden 1800’lerde Alatzata’ymış, sonra Alacaat olmuş ve en sonunda Alaçatı’ya dönüşmüş. Cumbalı Konak, Alaçatı’nın o karakteristik taş ev mimarisini yansıtıyor ve yılın her zamanı hizmet veriyor. Toplam 13 odası var, bunlardan 5’i cumbalı. Bahçesi küçük ama çok sevimli; sardunya, begonvil ve lavanta kokuları arasında kahvaltınızı yaparken kendinizi sanki köydeymiş gibi hissediyorsunuz. Kahvaltı da yöresel, organik ve ev yapımı ürünler var, böyle güne başlamak gerçekten başka bir keyif. Konumu da harika: Alaçatı’nın kalbinde, restoranların ve kafelerin olduğu Kemalpaşa Caddesi’ne sadece iki dakikalık yürüme mesafesinde yer alıyor. Cumartesi günleri burası halk pazarıyla hareketleniyor, diğer günlerde ise otopark konusunda sıkıntı yaşamıyorsunuz. Plajlar, surf okulları ve Ilıca Plajı ise sadece 2-3 kilometre uzaklıkta. Yeme içme konusunda da seçenek bol. Asma Yaprağı’nda Ege otlarının tazeliğini tadabilir, Fahri’nin Yeri’nde mezelerin ruhunuzu bile beslemesine izin verebilir, Ortaya’da ise her şeyi doya doya deneyebilirsiniz. Akşamları Korto’da rüzgara karşı bir içki, Boop’ta dans, Dokuzbuçuk’ta gençliğin tadını çıkarma veya Scatola’da sabaha karşı kahveyle güne merhaba demek mümkün. Her köşe, her taş, her oda “iyi ki buradayım” dedirtecek şekilde hazırlanmış.
İda Blue Otel, +18
Kaz Dağları’nın eteklerinde, gökyüzünün o derin ve sakin mavisini iliklerinize kadar hissedeceğiniz Adatepe Köyü, geçmişin izleriyle bugünün huzurunu bir arada yaşatan ender yerlerden biri. Bu atmosferin kalbinde, taş evlerin, sardunyaların ve kekik kokusunun arasında sizi karşılayan Ida Blue, dört tarihi Rum evinin aslına sadık kalınarak restore edilmesiyle hayata geçirilmiş, ruhunu bahçesindeki bitkilerden alan odalara sahip bir otel. Lavanta odası, bahçeye açılan balkonu ve deniz manzarasıyla adeta günün her anına mavi bir imza atıyor. Her evin kendine ait salonu var, sanki misafir değil de köydeki eski dostlardan biriymişsiniz gibi hissettiriyor. Burada zaman biraz daha yavaş akıyor, kahvaltılar aceleye gelmiyor. Yan taraftaki Refika Cafe’de sabah sofraları, bahçeden toplanmış meyvelerden yapılan reçeller, köyün sütünden yapılmış kaymak, bölgeye özgü peynirler, otlarla hazırlanan kişler ve sıcacık ekmeklerle donatılıyor. Üstelik özel beslenme şekliniz varsa size uygun menüler de hazırlanıyor, ister vegan olun ister glütensiz beslenin, burada kendinizi kısıtlanmış hissetmiyorsunuz. Gün boyu cafede bir şeyler atıştırabilir, akşam yemeğinizi de burada yiyebilirsiniz. Burası balayı çiftleri, doğa yürüyüşü tutkunları, ekolojik hayatı deneyimlemek isteyenler ya da doğanın içinde detoks yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Evcil hayvan kabul edilmese de yetişkin konsepti sayesinde sessizlik ve mahremiyet korunuyor. Eylülde geldiğinizde belki zeytin hasadına denk gelir, belki de otelde düzenlenen sirke yapımı, art terapi, mandala atölyelerinden birine katılırsınız.
Hiddenbay (+12 Adult Only)
Urla’nın huzurlu koylarından birinde yer alan Hiddenbay, sadece yetişkinlere özel konseptiyle Ege’nin sakinliğini ve zarif detaylarını bir araya getiriyor. Güne, denizin hafif esintisiyle uyanıp, manzara eşliğinde uzun kahvaltılarla başlamak burada ayrı bir keyif. Eylül ayında, yaz kalabalığının çekilmesiyle birlikte daha dingin bir atmosferde balayı yapmak isteyenler için ideal bir ortamı var. Tesisin denize yakın konumu, gün boyu masmavi sularda yüzme fırsatı verirken, akşamları ise romantik gün batımlarına tanık olma imkanı sağlıyor. Çeşme’nin merkezine yakın olması sayesinde dileyenler, hareketli gece hayatına ve şehrin renkli sokaklarına kolayca ulaşabiliyor.
Linasya Otel
Bu satırları okuyan herkesin aklından geçtiğini biliyorum: Şu an orada olmak vardı. Bozcaada’nın rüzgarı, denizin tuz kokusu ve sessizliğiyle harmanlanmış sokaklarında yürürken, hayatın ritminin değiştiğini hissediyorsun. Sabah erken kalkıp, herkes daha uyurken çıplak ayak sahile yürümek, serin suya yüzünü vermek, sonra otelin bahçesinde patlıcanlı börek eşliğinde kahvaltıya dönmek öyle kolay vazgeçilecek bir şey değil. Linasya Otel’in bahçesinde yazıyorum bu satırları. Hava henüz sabah serinliğini taşıyor, kahvemi yudumlarken uzaktan martı sesleri geliyor. Taş mimarinin zarafeti, masif mobilyaların ağırlığı ve el boyaması oyma kapıların inceliği ile çevriliyim. Her şey yavaş ve huzurlu. Otelin sahipleri Akgül Altok Öz ve eşi Saadettin Bey yıllarca mimarlık ve inşaat sektöründe çalıştıktan sonra 2007’de Bozcaada’ya gelmiş, gördükleri bu boş taş bina ve kocaman bahçede bir konuk evi hayali kurmuşlar. O günden bu yana da bu hayali adanın ruhunu koruyarak yaşatıyorlar. İç mekan tamamen yenilenmiş, taş kaplama duvarlar, el işçiliği detaylar ve çiçeklerle dolu bir bahçe ile burası adeta başka bir dünyaya açılan kapı gibi. Linasya’da konaklamak sadece tatil yapmak değil, biraz kendini dinlemek, biraz yeniden ilham bulmak demek. Geniş bahçesinde kitap okuyan yalnız bir gezgin, kahvaltıda uzun sohbetlere dalan çiftler ya da koşuşturan çocuklar… Herkesin burada kendi hikayesi var. Denize yalnızca 1,5 kilometre uzaklıktaki Çayır Koyu cam gibi berraklığıyla günün geri kalanını taçlandırıyor. İstanbul, İzmir, Bursa, Balıkesir ve Çanakkale’den rahatça ulaşılabilen otel, adaya varmak için bineceğiniz feribotta bile tatili başlatıyor. Erken rezervasyon yapanlar ve uzun kalanlar için özel indirimler sunuluyor, evcil hayvan kabul edilmese de çocuk dostu bir ortam mevcut. Şu an hafif esen rüzgar, güneşin tatlı sızısı ve fonda uzaktan gelen bir melodi eşliğinde Linasya Otel’in taş duvarlarına bakarken tek düşündüğümüz şey şu: İyi ki gelmişiz.

Turan Hill Lounge
Eylül ayında balayı için Kabak Koyu’nda sakin ve huzurlu bir kaçamak arayan çiftler için Turan Hill Lounge, tam anlamıyla ruhunuzu dinletecek bir adres. Ölüdeniz’in göz alıcı doğasıyla çevrili bu otel, yeşil ormanlarla mavi denizin buluştuğu yamaçlarda konumlanmış. Odalar, bambu ve doğal taş detaylarıyla doğayla uyumlu şekilde tasarlanmış, bazı odalar deniz manzarası sunarken bazıları dağ ve orman görünümüyle uyanmak isteyenler için ideal bir seçenek oluşturuyor. Otelin atmosferi sakinlik ve dinginlikle örülmüş; sabahları gölgeli verandada ağaçların arasından sızan ışıkla kahvenizi yudumlarken içinizde bir huzur doluyor, günün temposunu tamamen unutturuyor. Sahipleri Ece ve ekibi, şehrin karmaşasından uzak, doğayla iç içe bir yaşam felsefesini burada misafirlerine sunuyor. Turan Hill Lounge’da lüks havuz veya gösterişli tasarımlar yerine, doğayla uyumlu ve özenle hazırlanmış bir ortam buluyorsunuz. Denize ulaşım kısa bir yürüyüş mesafesinde, taşlı ama anlamlı yolun sonunda altın sarısı kumlar ve berrak sular karşılıyor. Otelin restoranında sunulan yemekler ise tamamen yerel ve mevsimsel malzemelerle hazırlanıyor. Tohum salatası, süper yoğurt gibi özel tarifler, sadece karın doyurmak değil, bir tefekkür ve deneyim sunuyor. Kahvaltı ve akşam yemekleri dahil paketlerle gelen misafirler, lezzetlerin eşliğinde günün keyfini çıkarabiliyor. Turan Hill Lounge, sadece bir konaklama noktası değil; yürüyüş, bot turları, gizli mağara keşifleri ve Likya kalıntıları gibi aktivitelerle Kabak Vadisi’ni bütünüyle deneyimleme fırsatı sunuyor. Burada sessizliğe, doğaya ve birbirinize zaman ayırmak isteyen balayı çiftleri kendilerini evlerinde hissediyor. Doğayı ve sadeliği sevenler için bu yer, şehrin karmaşasından uzak, tamamen yeniden doğmuş gibi hissettiren bir deneyim yaşayabilirsiniz.

Oyster Residences Hotel, +14
Ölüdeniz’de balayı yapmayı düşünüyorsanız, Oyster Residences tam kumsala sıfır konumda; birkaç adım ileride ise Belcekız Plajı’nın masmavi suları ve Turkuaz Sahili sizi karşılıyor. Oturduğunuz yer ise yüzyıllık zeytin ağaçlarının gölgesi, burası resmen huzurun ta kendisi. Gözünüz gökyüzüne kaydığında Babadağ’dan süzülen yamaç paraşütçülerini izliyorsunuz. Gün doğumunda umutla yükselen, gün batımında sonsuzluğa akan o renkli süzüntüler tatilinize unutulmaz bir büyü katıyor. Oyster Residences, Londra Chelsea School of Art mezunu sahibi Günsenin Günel’in zarif dokunuşlarıyla hayat bulmuş. Burada her biri ayrı bir hikaye anlatan 31 özel oda var ve her oda sizi kendi dünyasına davet ediyor. Zemin kattaki odalar bahçe teraslı, üst katlardaki odalar ise muhteşem manzaraya sahip. Dekorasyon ise gerçekten çok rafine ve zarif, her detay özenle düşünülmüş. Yemek konusunda da seçenekler oldukça iyi. Yster Restaurant’ta taze deniz ürünleri ve Ege mutfağı lezzetlerini deneyebilirsiniz. Üstelik yemek yerken gökyüzünde süzülen yüzlerce paraşütü izlemek de cabası. Daha farklı tatlar arıyorsanız, hemen yanındaki Şey Bar’ın fusion mutfağı veya Jade Restaurant’ın Akdeniz lezzetlerini de deneyebilirsiniz. Akşamları eğlence için Şey, Buzz ve Belcekız mekanlarını önerebilirim. Ama buraya kadar gelmişken sadece otelde kalmakla yetinmeyin. Kelebekler Vadisi ve Kabak Koyu’nun turkuaz sularında yüzün, Saklıkent Kanyonu’nu ve Kayaköy’ü keşfedin. Tekne turu da mutlaka yapın; Ölüdeniz’in masmavi sularında, küçük koyları ve adaları tekneyle gezmek bambaşka bir keyif. Otelin konumu da oldukça avantajlı; Ölüdeniz sahilindeki bar ve restoranlara yürüyerek kolayca ulaşabiliyorsunuz. Gündüzleri hareketli ve canlı bir ortam varken, akşamları hafif müzik eşliğinde romantik bir atmosfer sizi karşılıyor.
Nuup Hotel
Marmaris’in yeşil örtüsü içinde saklı bir cennet gibi, rüzgarın yapraklarla dans ettiği ve kuşların neşeli cıvıltılarıyla dolu Çamlı Köyü’ne adım attığınızda, şehrin telaşını geride bırakıyorsunuz. Bu sessiz köyde doğayla uyumlu bir yaşamın ritmi hissediliyor, tekneyle ulaşılan gizli koylar ve hemen dibindeki Sedir Adası manzarasıyla her an büyüleyici bir tablo gibi. Nuup Hotel, tabiatın kucağında konumlanmış, yerel mimariyle tasarlanmış ve huzurun her detayına dokunmuş bir konaklama deneyimi yaşatıyor. Çam ağaçlarının gölgesindeki havuzunda yüzmek, cırcır böceklerinin ve serçelerin eşlik ettiği sessizliği dinlemek, otelin ortopedik yataklarından bağımsız, gerçek bir dinlenme sunuyor. Odaların modern ve şık dizaynı, bazı odaların balkon ve teras imkanları, şömineli seçenekleriyle birlikte konforu artırıyor, banyolarda kullanılan kaliteli bukletler detaylara verilen özeni gösteriyor. Sento By Nuup’un ödüllü şefinin hazırladığı tadım menüleri ve Nuup Patiserrie’nin ekşi maya hamurlarından yapılan pizzaları, kahvaltıda sunulan taze ve özenli ürünler, tatili lezzetle de taçlandırıyor. Doğa yürüyüşleri, binicilik, kano gibi aktiviteler, Krei Sanat Atölyesi’nde düzenlenen workshoplar ve denize yakınlığı, Nuup Hotel’i ruhunu dinlendirmek, doğayla bağ kurmak ve Ege’nin saklı güzelliklerini keşfetmek isteyenler için unutulmaz bir seçim haline getiriyor.

Glenn Hotel & Beach
Kuzey Ege’nin sakin sahillerinde, doğayla iç içe bir balayı hayal ediyorsanız, Küçükkuyu’da Glenn Hotel & Beach sizi kucaklıyor. Yılların deneyimli işletmecileri Seyit ve Kayacan tarafından açılan bu otel, samimi ve sıcak bir atmosferi var. Buraya adım atan hemen kendini evinde hissediyor. Denize sıfır konumu, balkonlu odaları, bahçe girişli jakuzili suitleri ve yemyeşil bahçesiyle her anınızı keyifle dolduruyor. Otelin barı, teras restoranları ve iskelesi, misafirlerine farklı keyif seçenekleri sunarken, kahvaltı ve yemeklerde kullanılan doğal ürünler Ege’nin lezzetini sofranıza taşıyor. Özellikle Nish Grill & Bar’da denize karşı akşam yemekleri, canlı fasıl ve özenli sunumlarıyla unutulmaz anlar yaşatıyor. Glenn Hotel & Beach, hem dinlenmek hem de denizin ve doğanın tadını çıkarmak isteyen çiftler için ideal bir balayı adresi. Yakın çevrede Assos Antik Kenti, Behramkale, Yeşilyurt Köyü ve Adatepe Zeytinyağı Müzesi gibi keşif noktalarıyla tatilinizi zenginleştirebilirsiniz.

Kaya Guest House
Bir sabah cırcır böceklerinin sesiyle uyanmak, horozların uzaklarda ötüşünü duymak ve gözünüzü begonvillerle çevrili taş sokaklara açmak ister misiniz? Eski Datça’nın kalbinde, çiçekli kapıların gölgesinde yer alan Kaya Guest House tam olarak böyle bir yer. Minimalist lüksün ve sıcak atmosferin buluştuğu bu -otel, gösterişten uzak ama huzur dolu; biraz sessiz, biraz tozlu ama içtenliğiyle kalbinizi ısıtan bir durak. Konum olarak Eski Datça’nın ortasında yer alıyor; birkaç adımda Can Yücel’in evini görebilir, meşhur bademli dondurmacıya ulaşabilirsiniz. Ancak tüm bu merkezin ortasında, köşe başlarında saklı kalan o sessizlik hissi de hala korunuyor. Otelin işletmecisi İlgim Hanım’ın içten karşılaması ve sıcak gülümsemesi, konaklamayı sadece bir kalıştan öteye taşıyor; burada kendinizi misafir değil, ev sahibiyle paylaşılan bir anın parçası gibi hissediyorsunuz. Kaya Guest House orta lüks segmentte, sade ama samimi bir mekan; küçük ama keyifli bir havuzu var ve gündüz sıcağında gölgede kitabınızı açmak için ideal bir alan sunuyor. Odalar modern dizayn edilmiş, bazıları şömineli ve balkonlu, banyolarda kullanılan bukletler kaliteyi hissettiriyor. Kahvaltısı serpme, taze ve yöresel tatlarla dolu; zeytin, peynir, ev yapımı reçeller ve domates gibi özenli sunumlar eşliğinde güne başlayabiliyorsunuz. Denize mesafe kısa, arabayla sadece altı dakika içinde Datça’nın serin sularına ulaşabiliyorsunuz. Plajlar taşlı veya kumlu, sığ başlayıp yavaşça derinleşiyor. Kaya Guest House, orta lüks bir tatil arayan, Eski Datça’nın taş sokaklarında kaybolmayı seven, yazın kalabalığından kaçıp sakin bir ortam arayan çiftler ve aileler için ideal. Öğle veya akşam yemeği için Alfheim Brasserie’nin enginarlı risottosu veya JackieO’nun kokteylleri ve taş duvarlar arasındaki atmosferi, otelin dışında da keyifli anlar sunuyor. Gününüzü kahvaltıyla başlatıp, Knidos Antik Kenti’nde yürüyüş yapabilir, Palamutbükü’nde denize girebilir ve akşamüstü Eski Datça sokaklarında dolaşarak günü tamamlayabilirsiniz. Eylül ayı, bu deneyimi yaşamak için en uygun zaman.
Türkiye’de Ege ve Akdeniz kıyılarında sessiz, romantik ve doğayla iç içe balayı otelleri keşfetmek isteyenler için Balayı Otelleri önerilerimizi inceleyebilirsiniz.